İnsanoğlunun en büyük zaaflarından biri üstünlük duygusu. Kimi makamla büyür, kimi parayla. Kimi bilgisini, kimiyse soyadını üstünlük vesilesi sayar. Oysa hepimiz aynı toprağa karışacağız. "Herkes er kişi niyetine" denip uğurlanacağız bu dünyadan. Ne unvan kalacak geride, ne etiket. Belki sadece kırdığımız kalpler, belki de iyi ettiğimiz dualar…
Bunca fani şeyin peşinde koşarken insan neden insanı yorar? Neden bir sözümüzle, bir bakışımızla, bir tavrımızla birbirimizi incitiriz? Hepimiz aynı hay huy içinde, kimi zaman yaralı, kimi zaman umutlu yürüyoruz bu yolda. Birbirimizi anlamaya çalışmak varken neden yargılamayı seçeriz?
Kibir; insanın kendi boşluğunu en yüksek perdeden saklama çabasıdır aslında. Oysa tevazu, insan olmanın hakiki erdemidir. İnsan; kendini başkasından üstün gördüğü an, insaniyetini yitirir. Unutulmamalı ki herkesin hikayesi kendine göre zordur ve herkes kendi yükünü taşır.
Dünyayı güzelleştirmek büyük işler istemez. Bir tebessümle, bir selamla, bir anlayışla başlar her şey. Kimse kimsenin ömrünü zorlaştırmak zorunda değil. Hayat yeterince çetrefilli zaten. Birbirimizi yormak yerine, biraz olsun hafifletmek gerek bu yolculuğu.
Sonuçta; herkes er kişi niyetine… Ne kalır geriye biliyor musunuz? İnsanlığımız.