Sokaklarda garip bir telaş var. Araçların gürültüsüne insanların sabırsızlığı karışıyor. Kurallar unutulmuş, disiplin kaybolmuş, “önce ben” anlayışı her köşede kendini gösteriyor. Sanki herkes görünmez bir yarışa girmiş gibi; hızlı, öfkeli ve düşüncesiz. Yolda tartışmalar, trafikte bağrışmalar, gündelik hayatta tahammülsüzlük… İnsan, insanla değil; insan, insanlığın kendisiyle kavga eder hale geldi.
Bir zamanlar toplumun temel direği olan saygı, sevgi ve merhamet; bugün en çok ihtiyaç duyulan ama en az bulunan değerler. İnsanın en yakınıyla bile arasına mesafe koyduğu, en basit duygularını bile sakındığı bir çağdayız. Güvensizlik, hayatın her alanına sızmış durumda. Kimse kimseye güvenmiyor; herkes tetikte, herkes bir savunma halinde.
Ölüm bile sıradanlaştı. Bir haber duyuyoruz, “Allah rahmet eylesin” deyip geçiyoruz. Üç gün sonra hayat yine kaldığı yerden devam ediyor. Oysa vaktiyle “Ağlarsa anam ağlar” derdik; insanın kıymetini, vefanın değerini hatırlamak için. Şimdi ise unutmak daha kolay, hatırlamak daha zahmetli geliyor.
Peki biz ne zaman bu noktaya geldik?
Ne zaman insanlar birbirinden soğudu?
Ne zaman merhamet yerini öfkeye, sabır yerini aceleye bıraktı?
Belki de modern hayatın hızı ruhumuzu yoruyor. Teknoloji ilerledikçe insanlar birbirine uzaklaşıyor. Her şey kolaylaştı ama insanlar zorlaştı. İletişim arttı ama anlayış azaldı. Böyle bir çelişkinin içinde insanlığın yavaş yavaş tükendiğini görmek acı veriyor.
Bugün düşmana ihtiyaç yok; insanlar birbirine zarar vermekte, kalpleri incitmekte, güveni yok etmekte zaten yeterince mahir. Bir milletin çöküşü dışarıdan değil, içeriden başlar. Değerler zayıfladığında, toplumun direnci de kırılır. En tehlikelisi de budur: sessiz bir çürüme.
Oysa bu gidişatın durması mümkün. Bunun yolu büyük sözlerden değil, küçük davranışlardan geçiyor. Bir selamdan, bir anlayıştan, bir adım geride durmayı bilmekten… Trafikte sakin olmak, yolda sabır göstermek, günlük hayatta nezaketle konuşmak; toplumun yaralarını sandığımızdan daha hızlı sarabilir.
Din, iman, ahlak ve vicdan bir toplumun pusulasıdır. Pusula şaştığında yön de şaşar. Bugün yaşadığımız karmaşa tam da bu yön kaybının bir sonucu. Hem akla hem kalbe ihtiyacımız var. Hem dayanışmaya hem duaya…
Rabbim, kalplerimizi yumuşatsın.
İnsanlığımıza sahip çıkacak güç versin.
Bize huzuru, birliği, kardeşliği yeniden nasip etsin.
Doğru yolda yürümeyi, birbirimize omuz vermeyi, değerlerimize sarılmayı kolay eylesin.
Amin.







