Kahramanmaraş’ta yıllardır yaşanan bir gerçek var ki artık herkesin sabrını tüketti:
Uçağa biniyoruz ama şehre inip inmeyeceğimiz kader işi.
Bilet alırken destinasyon “Kahramanmaraş” yazıyor.
Ama sonuç çoğu zaman: Gaziantep. Adana. Bekleme. Tur atma. İptal.
Peki bu bir talihsizlik mi? Hayır.
Bu, yıllardır çözülmeyen bir yönetim ve altyapı problemidir.
Mesele Hava Değil, Hazırlıksızlık
Yetkililerin en sevdiği cümle:
“Olumsuz hava koşulları…”
Oysa Türkiye’de sis sadece Kahramanmaraş’ta yok. Rüzgâr sadece burada esmiyor. Soğuk sadece bu şehirde yaşanmıyor. Ama nedense uçakların en kolay vazgeçtiği pistlerden biri hep burası oluyor.
Bunun adı meteoroloji değil, altyapı yetersizliği.
Bir havalimanının kötü havada da çalışabilmesi için ileri seviye iniş sistemleri gerekir. Pilotun “görmeden” güvenle inmesini sağlayan teknolojiler gerekir. Büyük şehirlerde uçaklar pamuğun içinden iner gibi piste konarken, Kahramanmaraş’ta “riskli” denilip başka şehre yönlendirme yapılıyorsa burada doğa değil, eksik yatırım konuşulur.
Asıl Mağdur Kim? Yolcu
Bu işin teknik tartışması bir yana, ortada insan gerçeği var.
Şöyle bir senaryoyu düşünün:
Saatler öncesinden havalimanına gidiyorsunuz
Uçaktasınız, inişe geçiliyor
“Kahramanmaraş’a iniş mümkün değil, başka şehre yönlendiriliyoruz”
Ve hoop… başka bir ildesiniz.
Sonrası?
Otobüs ayarla, servis bekle, gece yolculuğu yap, planlar altüst olsun.
Bu sadece “gecikme” değil.
Bu zaman kaybı, para kaybı, sinir kaybı.
İnsanlar uçağı neden tercih eder?
Zamandan kazanmak için. Eğer sonuçta yine 2–3 saat kara yolu yapacaksa vatandaş neden havayoluna para versin?
Ekonomik Bedel Daha Büyük
Kahramanmaraş sıradan bir şehir değil. Sanayisi var, üretimi var, ticareti var. İş insanı için ulaşım lüks değil, rekabet aracıdır.
Bir yatırımcı şehre geleceği zaman ilk baktığı şey nedir?
“Ulaşım rahat mı?”
Eğer bir şehirde uçak inişi güvenilir değilse o şehir ticari yarışta bir adım geride başlar.
Bu sorun sadece yolcunun değil, ekonominin de sorunu.
Suçlu Kim?
Gerçekçi olalım. Bu mesele tek bir pilotun kararı değil. Tek bir havayolunun tercihi de değil.
Bu;
Yıllarca ertelenen teknik yatırımların,
“İdare eder” anlayışının,
Sorun kronikleşirken geçici çözümlerle oyalanmanın sonucudur.
Havalimanı yapmak yetmez.
Onu her koşulda çalışır hâlde tutmak gerekir.
Vatandaşın Beklentisi Çok Basit
Kimse mucize istemiyor.
Kimse fırtınada riskli iniş de beklemiyor.
Beklenen şey şu:
“Bilet aldığım şehir, gerçekten varış noktam olsun.”
Bu kadar.
Son Söz
Kahramanmaraş yıllardır aynı cümleyi duyuyor:
“Çalışmalar sürüyor.”
Ama vatandaşın yaşadığı gerçek şu:
Uçak kalkıyor, umut inemiyor.
Bu şehir kaderine razı değil.
Ulaşım bir ayrıcalık değil, haktır.
Ve Kahramanmaraş artık “iniş yapılamayan şehir” etiketiyle anılmak istemiyor.
Çözüm belli:
Ciddiyet, yatırım, planlama.
Gerisi bahane.







