Kahramanmaraş’ta basın bitmiştir. Evet, yanlış duymadınız, basın bu şehirde kendi elleriyle kendi itibarını bitirmiştir. Bir zamanlar toplumun vicdanı olan, halkın sesi olan basın; bugün maalesef ciddiye alınmayan, hatta çoğu yerde “engel” olarak görülen bir yapıya dönüşmüştür.
Neden mi? Çünkü meslek mesleklikten çıktı. Önüne gelen basıncı oldu. Bir sosyal medya hesabı açan web sitesi kuran gazeteci kendini muhabir ilan ediyor. Haber doğruluğu, kaynağı, etiği kimsenin umurunda değil. Önemli olan “tık” almak, etkileşim almak, birilerine yakın görünmek ya da köşe kapmak. Böyle bir ortamda gerçek gazetecilik nasıl ayakta kalsın?
Kurum ve kuruluşlar artık basını ciddiye almıyor, haklılar da. Çünkü karşılarında çoğu zaman gazeteci değil, fırsatçı buluyorlar. Haber yapmak yerine menfaat peşinde koşanlar, tehditvari yayın yapanlar, “reklam” adı altında haberciliği ticarete dökenler yüzünden basına olan güven yerle bir oldu.
Elbette bu sözlerimiz, hâlâ onuruyla mesleğini yapan, gece gündüz çalışan, haber uğruna risk alan gazetecileri kapsamıyor. Ama sayıları ne yazık ki azaldı. Bu işin erbabı olanlar, susturuldu ya da bu karmaşanın içinde görünmez hale geldi. Geriye gürültü kaldı.
Bugün basının içine düştüğü durum, aslında “müstahhak” bir sonuçtur. Çünkü yıllarca kendi iç denetimini yapmadı. Kim gazeteci, kim değil, kim bu mesleğin onurunu koruyor, kim suistimal ediyor bakmadı. Sonuç ortada: Kurumlar artık basın toplantısı bile düzenlemek istemiyor, çünkü güvenecekleri bir zemin kalmadı.
Bu gidişat durdurulmalı. Basın dernekleri, meslek örgütleri artık susmamalı. Kendi içlerinde temizlik yapmalı, mesleği bu hale getirenleri ayıklamalı. Basın kartı, sosyal medyada iki paylaşım yapan herkesin boynuna asabileceği bir aksesuar olmamalı.
Basın ya kendine çeki düzen verir ya da tamamen yok olur. Ve şunu unutmayalım: Basın yok olursa bu şehir de körleşir, sağırlaşır. Çünkü basın, bir şehrin aynasıdır. Aynası kirlenirse, şehir kendi yüzünü göremez.







