Türkiye’nin dört bir yanında, özellikle de Anadolu’nun üretim şehirlerinde büyüyen sessiz bir tehlike var. Bu tehlike ne ekonomik kriz kadar görünür, ne de gündelik siyasetin tartışmaları kadar manşetlerde yer buluyor. Ama her geçen gün daha fazla can alıyor, daha fazla ocağı söndürüyor, daha fazla toplumsal huzuru kemiriyor.
Bu tehlikenin adı: ruhsatsız silah gerçeği.
Bugün Kahramanmaraş’tan Edirne’ye, Gaziantep’ten İstanbul’a kadar birçok şehirde evlerin bodrumlarında, bağ evlerinde, bahçelerde, iş yerlerinin depolarında, toprağın altında, kimsenin kaydını tutmadığı yüz binlerce ruhsatsız silah olduğu konuşuluyor.
Kimsenin tam olarak sayısını bilmediği, denetlenmeyen, kayıt altına alınmayan, adeta “oyuncak tabanca” rahatlığıyla saklanan bu ölüm araçları artık toplum güvenliği için ciddi bir tehdittir.
Soruyorum:
Bir insan canı Türkiye’de bu kadar mı ucuzladı?
Bir tartışmada öfkesine yenilen, iki duble içki içen, uyuşturucu ya da hap etkisinde aklını kaybeden biri; bu kadar kolay nasıl silaha ulaşıyor?
Bir arkadaş kavgası, aile içi tartışma, komşu anlaşmazlığı, trafikte yaşanan bir gerilim nasıl birkaç saniye içinde cinayetle sonuçlanabiliyor?
Çünkü silah artık olması gerektiği kadar zor ulaşılan bir şey değil.
Mermiye ulaşmak kolay.
Av malzemesi adı altında satılan birçok ekipman kontrolsüz.
Parça temini kolay.
Karanlık piyasa büyüyor.
Denetim zayıf.
Ve en acısı; toplum bu duruma alışıyor.
Bu alışkanlık felakettir.
Bugün bir kahvede, yarın bir düğünde, ertesi gün bir sokak arasında bir insan toprağa düşüyorsa; bu sadece bireysel öfkenin sonucu değildir.
Bu aynı zamanda devlet denetimindeki boşluğun sonucudur.
Buradan açık çağrımdır:
Sayın Cumhurbaşkanı’na…
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki tüm siyasi partilere…
İçişleri Bakanlığı’na…
Emniyet Genel Müdürlüğü’ne…
Jandarma Genel Komutanlığı’na…
Artık bu mesele ertelenmemelidir.
Türkiye genelinde, özellikle riskli bölgelerde kapsamlı saha taramaları yapılmalıdır.
Dedektör destekli arazi taramaları, kayıt dışı silah toplama kampanyaları, ağır yaptırımlar, ruhsatsız mühimmat satışına karşı sert denetimler ve caydırıcı cezalar içeren özel bir ulusal güvenlik yasası vakit kaybetmeden çıkarılmalıdır.
Nasıl ki kaçak elektrikle mücadele ediliyorsa…
Nasıl ki vergi kaçakçılığı denetleniyorsa…
Nasıl ki uyuşturucuya karşı operasyonlar yapılıyorsa…
Ruhsatsız silah stoklarına karşı da aynı kararlılık gösterilmelidir.
Çünkü mesele yalnızca bir güvenlik meselesi değildir.
Bu bir medeniyet meselesidir.
Bir ülke, insan hayatına verdiği değer kadar güçlüdür.
Bir ülkede bir hayvana gösterilen hassasiyet kadar bir insan canına da değer verilmiyorsa, orada toplumsal vicdan alarm veriyor demektir.
Türkiye, Teksas değildir.
Kahramanmaraş, kanunsuzluğun hüküm sürdüğü bir vahşi batı kasabası değildir.
Bu topraklar devlet aklının, hukuk düzeninin, toplumsal kardeşliğin toprağıdır.
Ve bu topraklarda hiç kimse cebinde ya da toprağın altında sakladığı ruhsatsız bir silahla kendisini hukuk üstü göremez.
Bugün susarsak, yarın çok geç olabilir.
Bugün önlem alınmazsa, yarın daha fazla anne ağlar.
Bugün yasa çıkmazsa, yarın bir başka sokakta yine aynı cümleyi duyarız:
“Bir anlık öfkeyle oldu…”
Hayır.
Bu bir anlık değildir.
Bu yıllardır büyüyen ihmalin sonucudur.
Artık yeter.
Türkiye insan canını ucuz gören bu anlayışa teslim olmamalıdır.
Ve devlet, gecikmeden harekete geçmelidir.








