BAKIN BURADAN SESLENİYORUM: ORMANLAR BİZİM, SORUMLULUK BİZDE
Bir vatandaştan ülkesine açık mektup
Yaz mevsiminin kavurucu sıcaklarıyla birlikte televizyonlardan, telefon ekranlarından, radyolardan aynı acı haberler düşmeye başladı yine:
“Orman yangını çıktı… Alevler kontrol altına alınmaya çalışılıyor… Ekipler sevk edildi… Rüzgar söndürmeyi zorlaştırıyor…”
Artık ezberledik bu haberleri. Çünkü bu haberler her yıl, her yaz, her tatil sezonu tekrarlanıyor. Ve ne yazık ki çoğunun sebebi biziz. Evet, yanlış duymadınız. Biz insanlar.
Cam şişeyle oyun oynamak, doğayla savaşmaktır
Hafta sonu olur, pikniğe gideriz. Termosumuzu alırız, mangalımızı hazır ederiz. Sonra da ne getirdiysek hepsini olduğu gibi ormana bırakıp döneriz. Kimi cam şişesini kırar, kimi poşetini savurur, kimi plastik kabını bir ağacın dibine sıkıştırır. "Ne olacak canım bir şey olmaz!" diyerek.
Ama oluyor.
O cam şişe, güneşte bir büyüteç etkisi yaparak koca bir ormanı yakabiliyor.
O plastik, bir tilkinin, bir kaplumbağanın, bir sincabın yaşamını tehdit edebiliyor.
Ve en acısı, o "ne olacak" dediğimiz çöpler, doğayı sessizce öldürüyor.
Orman sadece ağaç değil, bir canlılar evrenidir
Orman bir manzara değil.
Orman bir nefes değil sadece.
Orman, içindeki sayısız canlının evi.
Ve bizim geleceğimizin teminatı.
Bir orman yandığında sadece ağaçlar değil; karacalar, kuşlar, sincaplar, kaplumbağalar, arılar, böcekler… yani yaşam yanıyor.
Ve unutmayalım ki her yıl, yangın söndürme esnasında canını ortaya koyan orman kahramanlarımızdan bazıları yaralanıyor, bazıları da şehit oluyor.
Temizlik kampanyası değil, bilinç devrimi lazım
Biz bu yazıyı kaleme alırken Türkiye'nin dört bir yanında onlarca orman yangını çıktı bile. Her yıl aynı acı tabloyla yüzleşmekten yorulmadık mı?
Artık sadece "üzüldük" demek yetmiyor.
Artık harekete geçmek zorundayız.
Büyük bir çevre seferberliğine ihtiyacımız var. Sadece birkaç STK'nın, birkaç gönüllünün çabasıyla değil; devletin, belediyelerin, okulların, ordunun, emniyetin ve en önemlisi milyonlarca vatandaşın katılımıyla gerçekleşecek bir toplumsal bilinç hareketine.
Bir öneri: Türkiye genelinde ORMAN TEMİZLİK SEFERBERLİĞİ başlatalım
Düşünsenize, bir hafta sonu Türkiye'nin dört bir yanındaki ormanlarda milyonlarca insan ellerinde çöp torbaları ve eldivenlerle sadece temizlik yapsa…
Her vatandaş bir poşet çöp toplasa…
Camları, naylonları, plastikleri doğadan arındırsak…
Ve bunu her yıl tekrar etsek…
"Dünya bize 365 gün bakıyor, biz de ona birkaç gün baksak ne olur?"
Adına ister "Dünya Temizlik Günü" deyin, ister "Ormanlarımız İçin El Ele", isterseniz "Doğaya Vefa Hareketi"…
Adı ne olursa olsun, amaç bir: doğayı yaşatmak.
Buradan yetkililere açık çağrımdır:
Orman Genel Müdürlüğü’nden Diyanet’e, Emniyet Genel Müdürlüğü’nden Milli Eğitim’e kadar herkesin katılım sağlayacağı bir kampanya organize edilsin.
Belediyeler araç ve ekipman desteği versin.
Medya bu harekete sahip çıksın.
Gönüllüler yönlendirilsin, çocuklar eğitilsin.
Ve bu çalışma sadece bir günlük değil, bir bilinç kampanyasına dönüşsün.
Çünkü biz bu doğayı sadece kendimiz için değil, çocuklarımız için, torunlarımız için de korumakla yükümlüyüz.
#Son sözüm şudur:
Dünya bize bir armağan.
Ormanlarımız bir nimet.
Ve bu nimetler yok olursa, bize sadece pişmanlık kalır.
Haydi TÜRKİYEM… Bu kez geç kalmadan, hep birlikte harekete geçelim!








