Türkiye, tarihinin her döneminde benzer provokasyonlarla sınanmış; ancak her defasında millet olma bilinciyle bu sınamaları aşmayı başarmış bir ülkedir. Son olarak Nusaybin–Kamışlı sınır hattında, YPG terör örgütü yandaşları tarafından şanlı Türk bayrağımıza yönelik gerçekleştirilen alçak saldırı, yalnızca bir bez parçasına değil; milletimizin ortak hafızasına, birliğine ve egemenlik iradesine yöneltilmiştir.
Bu saldırı, tesadüfi ya da anlık bir öfkenin ürünü değildir. Aksine, Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda atılan kararlı adımları baltalamayı amaçlayan, kirli bir provokasyonun parçasıdır. Milletimizin kardeşliğini hedef alan bu girişim, içeride ve dışarıda Türkiye’nin güçlenmesinden rahatsız olan odakların, eski ve artık miadı dolmuş senaryolarını bir kez daha devreye soktuğunu göstermektedir.
Bayrak Bir Sembol Değil, Bir Emanettir
Ay yıldızlı bayrağımız; bu topraklarda bin yıldır verilen mücadelenin, dökülen alın terinin ve toprağa düşen şehitlerin kanıyla yoğrulmuş kutsal bir emanettir. O, sadece bir devlet simgesi değil; milletimizin namusu, onuru ve bağımsızlık iradesidir. Bu nedenle bayrağa uzanan her el, doğrudan milletin vicdanına uzanmış sayılır.
Tarihin hiçbir döneminde Türk milleti, kutsallarına yönelen saldırılar karşısında sessiz kalmamıştır. Bugün de kalmayacaktır. Ancak bu duruş, sağduyudan ve aklıselimden uzak bir öfkeyle değil; birlik, dirayet ve kararlılıkla ortaya konmaktadır.
Provokasyonun Asıl Hedefi: Birlik ve Beraberlik
Bu tür saldırıların asıl hedefi, milletimizin arasına nifak sokmak, toplumsal dayanışmayı zedelemek ve Türkiye’yi kendi iç meseleleriyle meşgul ederek bölgesel gücünü törpülemektir. Ne var ki bu hesap, Türk milletinin feraseti karşısında her zaman boşa düşmüştür.
Bugün yapılması gereken, provokatörlerin istediği ayrışma iklimine teslim olmak değil; kardeşliğimizi daha da pekiştirmek, ortak değerler etrafında daha sıkı kenetlenmektir. En güçlü cevap, Büyük ve Güçlü Türkiye idealine daha fazla sarılmak, üretmek, çalışmak ve geleceği hep birlikte inşa etmektir.
Devlet Aklı ve Millet İradesi Dimdik Ayakta
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, sınırlarını, bayrağını ve vatandaşlarının onurunu koruma konusunda kararlıdır. Milletin iradesinden aldığı güçle, terör örgütlerine ve onların uzantılarına karşı mücadelesini çok boyutlu bir şekilde sürdürmektedir. Bu mücadele, yalnızca güvenlik eksenli değil; aynı zamanda siyasi, ekonomik ve diplomatik bir kararlılığın da ifadesidir.
Bayrağımıza uzanan her kirli el, bugüne kadar hukuk ve millet iradesi karşısında hak ettiği cevabı almıştır. Bundan sonra da alacaktır. Bundan kimsenin en küçük bir şüphesi olmamalıdır.
Son Söz Yerine
Bu ülkenin insanları, acılardan güç çıkarmayı bilen bir millettir. Provokasyonlardan korkmaz, tehditlerle yolundan dönmez. En büyük cevabı; daha çok çalışarak, daha çok üreterek ve birbirine daha sıkı sarılarak verir.
Ay yıldızlı bayrağımız, dün olduğu gibi bugün de bu topraklarda dalgalanmaya devam edecektir. Çünkü o bayrak, bir milletin vazgeçmeyeceği tek gerçeğidir.








