• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNCEL
  • BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ
  • İLÇE
  • SİYASİ
  • EĞİTİM
  • SAĞLIK
  • SPOR
  • DÜNYA DİN BÖLGESEL MEDYA İNTERNET
  • Ara
SON DAKİKA:
11:28
Kahramanmaraş’ta Sulama Kanalında Bulunan 9 Yaşındaki Çocuk Hayatını Kaybetti
10:42
BAŞKAN MEHMET AKPINAR’DAN TARİHÎ KAPALI ÇARŞI ESNAFINA ZİYARET
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Köşe Yazarları
  2. AHMET SANDAL
  3. KEŞKE KAVMİM BİLSEYDİ!
14 Temmuz 2021 - 12:45
Güncelleme: 14 Temmuz 2021 - 12:46

KEŞKE KAVMİM BİLSEYDİ!

14 Temmuz 2021 - 12:45
Güncelleme: 14 Temmuz 2021 - 12:46
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
AHMET SANDAL
AHMET SANDAL
[email protected]

İnsan içinde bulunduğu kavim ile ilk nefesten, son nefes kadar bir süreç, bir birliktelik yaşar. Biz bu sürece, bu birlikteliğe, “toplum ya da cemiyet hayatı” diyoruz. Toplum esasında bir kavimdir. Nasıl ki Sevgili Peygamber Efendimiz (asm) bir kavimde, bir toplumda yaşadı ise, biz de bir kavimde, bir toplumda yaşıyoruz. İnsanlığın her devrinde, ister eski kavimlerde, ister yeni kavimlerde, ister bir Peygamber ol, istersen bir Peygambere tabi bir mü’min ol, ya da asi bir kul ol, herkes için şu kural geçerlidir: “İnsanoğlu kavmiyle vardır, kavmiyle anılır. İnsanoğlu cemiyetle vardır ve cemiyet içerisinde yaşar.”

Hatta insanoğlu Ahirette de kavmiyle birlikte haşrolunur. İnsanoğlu o dehşetli günde mahşer meydanına tüm kavminin fertleriyle birlikte topluca getirilir.  Allahualem en önde kavminin en ileri gelenleri olduğu halde “bölük bölük” getirilir insanoğlu.

Zaten buna ilişik bir ayeti-i kerime mevcuttur.

Nebe Suresi 18. ayette şöyle buyrulmaktadır: “Sûra üflendiği gün, bölük bölük Allah’a gelirsiniz.”

Şimdi bu ayet-i kerime bende şöyle bir manzarayı, şöyle bir tabloyu çağrıştırdı. Gözümün önüne gelenler şunlar:

Kıyamet koptu. O anda hayatta olan tüm insanlar, tüm canlılar, tüm varlıklar Dünya hayatından koparılıp alındı. Kıyamet sırasında ve kıyametten önce ölenlerin tekrar dirilmesi için Sûra üfürüldü ve herkes yattıkları, ölü olarak bulundukları yerlerden ya da ruhlarının bulunduğu yerlerden birden canlandılar, birden bire hizaya sokuldular ve aynen bir askeri birliğin disiplinli bir şekilde bir savaş meydanına sevkedilmesi ya da bir yerdeki kalabalık bir kitlenin koşar adımlarla bir yere sürüklenmesi gibi bir manzarayı gözünüzünüz önüne getirin.

İnsanlar “bölük bölük” koşar adımlarla bir yerlere doğru gönderilirken ve o gönderilmeden önce birden bire uyandırıldıkları andaki, insanın halini şöyle bir düşünün.

Zilzal Suresi 1-3. Ayetlerde buna dair bir işaret var: “Yerküre o korkunç sarsıntı ile sarsıldığı; yer, ağırlıklarını çıkardığı ve insan, “Ona ne oluyor?” dediği zaman!”

İnsan uyandırıldığında (diriltildiğinde) gözleri fal taşı gibi hayretler içerisinde kalacaktır. Kavimler şeklinde, bölük bölük bir yere (mahşer meydanına, toplanma yerine) gönderilecek herkes.

Buraya kadar olan kısımda “kavimler ve mahşer” bağlamını dikkatlerinize sundum.

Kavimler ve insan öldükten sonra dahi birbirinden ayrılmıyor, en azından terazi anına (ayni mizan ve hesapların tartılmasına) kadar bu birliktelik devam ediyor.

Kavimler ve insanlar, çok çok önemli ve birbirleriyle çok bağlantılı kavramlar.

Esasında insanların kavimleriyle ilgi ve bağlantıları öldükten sonra da devam etse de, en mühimi, ölmeden önceki hayattadır.

Bazen içinde bulunduğumuz kavmi kendimize uygun görmediğimiz da olabiliyor. Bazen de belki de çoğunlukla öyle oluyor. Herkes içinde bulunduğu kavimle aynı istikamette, aynı görüş ve düşüncede yaşamak zorunda değildir.

Zaten Peygamberler, Alimler, Salih İnsanlar ve Filozoflar içindi bulundukları kavimle, içinde yaşadıkları toplumla barışık olmamışlardır.

Yusuf Suresi 37 ayetin meali şöyledir: “Şüphesiz ben, Allah’a inanmayan, ahireti de inkâr eden bir kavmin (Mısırlıların) dinini terk ettim.”

Bu ayet-i kerimenin benzerini ben de haykırıyorum: “Görünüşte İslam’a tabi gibi görünse de esasta ve çoğunlukla nefsine ve hevasına tabi bu kavmin anlayışını ben de terk ettim.”

İçinde yaşadığımız ve ismini ne kavmi, kimin kavmi diyecekseniz deyin, “ben bu kavmin içinde olsam da, onlardan değilim.”

Bunu bütün samimiyetimle ve hançeremin (avazımın) yettiğince haykırıyorum.

Ey İnsan! Kavmin bozuk ve gittiği yol eğri-büğrü ise kavminle sakın ha sakın uyuşma.

Şunu söyleme! “Herkese ne olacaksa bana da o olacak”. Herkese ne olacaksa bana da o olacak diyerek, çoğunluğa sakın uyma.

Zulme alkış tutma. Yanlışlığa çanak tutma.

Bir Habib-i Neccar gibi ol. Kavmine karşı gel ve onlara karşı dur.

Habib-i Neccar’ın ismini ilk defa duyup da, “Habib-i Neccar da kim” diyenleri duyar gibiyim. Öyleyse önce bu mübarek şahsı tanıtayım.

Habib-i Neccar Hazretleri, Hz. İsa (as) zamanında Antakya’da yaşamış bir Zat’tır. O zamanlar Antakya’da yaşayan putperestler tarafından başı kesilerek şehid edilen bir Mü’mindir. Habib-i Neccar, yani Marangoz Habib, Antakya’ya Hak Dini tebliğ için gelen tebliğcilere saldıran putperest kavminin önüne çıkarak, o mübarek tebliğcilere adeta barikat oluyor.

 Habib-i Neccar kendisine saldıran kavmine şöyle sesleniyor: “Bu tebliğciler size Hakkı anlatmaya geldiler. Gelin, artık pişman olup da sapıklıktan doğru yola gelin!”

Sen misin Hakkı tebliğ eden, sen misin azgın kavme, yolunuz azgındır diyen, o andan itibaren başınıza türlü belalar gelebilir. Habib-i Neccar’ın da başına olmadık bela ve çile geldi.

Azgın kavimler tebliğcilere anında yalanlarlar. Habib-i Neccar’ın şehrine gelen tebliğciler de yalanlandı. Tebliğcilere kavminin cevabı şöyle oldu: “Siz uğursuzsunuz, Hak bir tebliğci göndermedi.

Bu durum Yasin Suresi 15. Ayette şöyle anlatılır: “Onlar şöyle dediler: "Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahmân hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."
Habib-i Neccar’ın kavminde olduğu gibi, kavminin çoğunluğu asi olabilir. Kavmin seni sevmeyebilir. Kavmin öğütçülerden nefret edebilir. Bir Habib-i Neccar gibi çık kavminin karşısına “uyun davetçilere, uyun Hak Yola çağıranlara” deyin. Taşlanmayı ve dışlanmayı göze alın. Ne olur ki taşlansanız. En fazla ölüm var ucunda, ölümden sonra cennet senin avucunda.”

Benim gözümde Antakya bir tarafadır, Habib-i Neccar bir tarafadır. Yani Habb-i Neccar Hazretlerini canım gibi severim. Antakya’yı her seyahat ettiğimde öncelikle Habib-i Neccar Hazretlerinin manevi makamını ziyaret ederim.

Habib-i Neccar şehid edilerek öldürülürken, "keşke kavmim bilseydi” diye seslenmiştir. Bu sesleniş Yasin Suresi 26. ayette belirtilir.

Şehid Habib-i Neccar'ın dilinden kavmiyle kavgalı ve kavmine yabancı tüm mü'minlerin seslenişi budur.

"Keşke kavmim bilseydi!"

Ahmet SANDAL

Yazarın Diğer Yazıları

  • MENEMEN SOĞANLI MI SOĞANSIZ MI? BİSİKLET TAYTLI MI TAYTSIZ MI? - 20 Temmuz 2026
  • BİZİM SAĞCILAR BİRBİRİNİ KISKANIR! - 17 Temmuz 2026
  • HALUK LEVENT OLAYI VE ÇIKARTILMASI GEREKEN DERSLER - 14 Temmuz 2026
  • ŞİİRDE ABARTICI KABARTICILAR / SÜSLEMECİ PÜSLEMECİLER - 13 Temmuz 2026
  • YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİNDEKİ "AT GÖZLÜKLÜLER!" - 10 Temmuz 2026
  • NATO BİZİ KORUR MU? - 07 Temmuz 2026
  • "MÜKEMMELCİLİĞİ BIRAK, İYİYİ GERÇEKLEŞTİR." - 05 Temmuz 2026
  • TAMAR TANRIYAR, FUTBOL DÜNYA KUPASI, ORTADOĞU KAN GÖLÜ VE BİR HASTANEDE REZALET - 01 Temmuz 2026
  • SEVGİDE ÖZGÜRSÜN / SAYGIDA MECBURSUN - 28 Haziran 2026
  • AMACA GİDERKEN HER YOL MEŞRU MU? - 22 Haziran 2026
  • İLAHİYAT PROFESÖRÜ MEHMET OKUYAN'A BİR CEVAP - 18 Haziran 2026
  • ÂŞK-I MECAZİ'DEN ÂŞK-I HAKİKİ'YE - 15 Haziran 2026
  • SEVGİNİN YANSIMASI: İLGİ, EMEK, İYİLİK VE DOSTLUK - 12 Haziran 2026
  • ZORLAŞTIRMAYIN HAYATI - 05 Haziran 2026
  • İSRAİL'İN ÖMRÜ MESELESİ - 01 Haziran 2026
  • BİR KURBAN BAYRAMI DÜŞÜNCELERİ - 26 Mayıs 2026
  • TOPLUM MU? TOP/LUM MU? - 24 Mayıs 2026
  • BU ÜLKENİN KADİM VE DEĞİŞMEZ GERÇEĞİ: DEPREM - 20 Mayıs 2026
  • BELEDİYELER KAPATILMALI MI? - 17 Mayıs 2026
  • BU TOPLUMU H/ATA SÖZLERİYLE UYUTTULAR - 12 Mayıs 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 53
Köşe Yazarları
Havva KARABACAK
Havva KARABACAK
BAŞARI BASKISI ÇOCUKLARI NASIL ETKİLİYOR?
AHMET SANDAL
AHMET SANDAL
MENEMEN SOĞANLI MI SOĞANSIZ MI? BİSİKLET TAYTLI MI TAYTSIZ MI?
TOPRAĞIMI, BAYRAĞIMI, VATANIMI VATANSIZ BIRAKANLARI ALLAH'A HAVALE EDİYORUM
HALİL HINAZ
TOPRAĞIMI, BAYRAĞIMI, VATANIMI VATANSIZ BIRAKANLARI ALLAH'A HAVALE EDİYORUM
Ahmet Süreyya DURNA
Ahmet Süreyya DURNA
IRAHAN KOKULU ANALARIMIZ
Andırın'da Bir "Okuma" Sevdası, Bir de Yurt Çilesi
İLKER YİYEN
Andırın'da Bir "Okuma" Sevdası, Bir de Yurt Çilesi
Oğuz Karakoç
Oğuz Karakoç
Cahit Paköz ve KİPAŞ Eğitim Kurumlarının Başarısı
YUSUF POLAT
YUSUF POLAT
Şampiyonluk Sebahattin Şirin'e yazar 
Ramazan AYDIN
Ramazan AYDIN
Kahramanmaraş'ta inşaat sektörünün gidişatı!
**Yaptığın İşle Mutlu Olmak!**
BEKİR DOĞAN
**Yaptığın İşle Mutlu Olmak!**
HELAL TİCARET MEDENİYETİ OLARK İSLAM
Mustafa SAYLAK
HELAL TİCARET MEDENİYETİ OLARK İSLAM
BİRLİKTE ÇALIŞMAYA İHTİYACIMIZ VAR…
Mehmet Akpınar
BİRLİKTE ÇALIŞMAYA İHTİYACIMIZ VAR…
Çok Okunan Haberler
Kahramanmaraşlılar Bornova'da Gönül Sofrasında Buluştu
Kahramanmaraşlılar Bornova'da Gönül Sofrasında Buluştu
Kahramanmaraş Eczacılar Odası’ndan Sahte Reçete Operasyonu Haberine İlişkin Açıklama
Kahramanmaraş Eczacılar Odası’ndan Sahte Reçete Operasyonu Haberine...
KSÜ 2025-2026 Akademik Yılı Mezunlarını Törenle Uğurladı
KSÜ 2025-2026 Akademik Yılı Mezunlarını Törenle Uğurladı
Ana Sayfa
GÜNCEL
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ
İLÇE
SİYASİ
EĞİTİM
SAĞLIK
SPOR
DÜNYA
DİN
BÖLGESEL
MEDYA
İNTERNET
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Vefatlar
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
MEDYA GAZETESİ - KahramanMaraş'ın Yerel ve Güncel Haber Siteniz
İsmet Paşa Mahallesi Azerbaycan Bulvarı Basın Evi Girişi N: 27/1 Giriş Kat N: 18 Dulkadiroğlu/KAHRAMANMARAŞ
[email protected]
0 (344) 224-3472
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim