• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNCEL
  • BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ
  • İLÇE
  • SİYASİ
  • EĞİTİM
  • SAĞLIK
  • SPOR
  • DÜNYA DİN BÖLGESEL MEDYA İNTERNET
  • Ara
SON DAKİKA:
15:07
Dulkadiroğlu Belediye Başkanı Mehmet Akpınar’dan Meclis Üyesi Mehmet Özdemir’e Ziyaret
14:48
Kahramanmaraş’ta 100 Milyon Liralık Çevre Projesinin İmzaları Atıldı
13:03
Kahramanmaraş’ta Nadir Endemik Bitki Türü Tespit Edildi
12:41
DULKADİROĞLU BELEDİYE BAŞKANI MEHMET AKPINAR’DAN FIRINCILAR ODASI’NA ZİYARET
10:53
Büyükşehir, Dulkadiroğlu Haydarbey Caddesini Sıcak Asfaltla Buluşturuyor
10:52
Büyükşehir’den Elbistan’da Kaçak Hafriyat Uyarısı; 191 Bin TL Ceza!
10:50
Başkan Fırat Görgel: “Elbistan’ımız İçin El Birliğiyle Çalışmaya Devam Ediyoruz”
10:48
Başkan Görgel, “Elbistan’a 500 Milyon TL’lik Yol Yatırımı Kazandırıyoruz”
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. AHMET SANDAL
  3. KAMU BÜROKRASİSİNDE SALTANAT SORUNU
12 Nisan 2022 - 13:10

KAMU BÜROKRASİSİNDE SALTANAT SORUNU

12 Nisan 2022 - 13:10
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
AHMET SANDAL
AHMET SANDAL
[email protected]

Bundan önce “Kamu Bürokrasisinde Ulaşılmazlık Sorununu” yazmıştım. Şimdi de “Kamu Bürokrasisinde Saltanat Sorununu” yazacağım. Bu iki yazı birbirini bütünlüyor.
Yazıma Polonya’nın başkenti Varşova’da yaşadığım bir anımla başlayayım.
2009 yılında mıydı, 2010 yılında mıydı Polonya’ya bir görev için gitmiştim. Varşova’da Devlet kurumlarını da görevimiz gereği ziyaret ediyorduk. Varşova’daki Devlet kurumlarının ihtişamdan yoksun ve sade hali dikkatimi çektiği gibi, bizim Ülkemizde rastladığımızın tam tersi bir durumla karılaşmıştım. Ne forslu özel kalem odaları, ne forsu Bakan ve Bakan Yardımcısı odaları, ne forslu Genel Müdür odaları hiçbiri yoktu. Hatta ben ziyaret sırasında ekipten ayrıldım. Kendi kendime geziyordum. Gezdiğimiz kurum Polonya Maliye Bakanlığı idi. Birden kendimi Maliye Bakanının odasında bulmuştum. Ne bir özel kalem, ne zabıta gibi dolanan korumalar hiçbir şey yoktu. Her şey oldukça sade ve oldukça doğal idi orada.
Kamu bürokrasisinde saltanat sorununun anlatırken anılara gittim yine. Başka bir anı canlandı zihnimde. Derdim anı anlatmak değil elbette.
Derdim Ülkemizdeki Kamu Bürokrasisindeki bu saltanatı gözler önüne sermek.
Anılarla derdimi anlatmaya devam edeyim.
Aşağıdaki anı da Türkiye’den.
İsmini ve yerini söylemeyeyim. Yılını da tam hatırlamıyorum. 2013 mü idi, 2014 mi idi? Bir İlimizde yeni kurulan Üniversite Rektörünü ziyaret edecektim. Bu ziyaret resmi değil, tamamen arkadaş ziyaret idi. O zamanki Rektör arkadaşımdı. Rektörlük binası yeni yapıldığı gibi devasa fakülte binalarını da o İlde inşa etmişlerdi. Rektörü ziyaret için binaya girdim. Girişte onlarca özel güvenlik görevlisi, danışma görevlileri şahsımı karşıladı. Asansörlere bindik. Rektörlük katında indik. Hava ve saltanat müthiş. Tabi asıl saltanat ve hava Rektörün odasında idi. Odaya girmeden yanılmıyorsam iki özel kalem odası geçtik. Bir kapıdan diğer kapıya geçe geçe ilerledik ve nihayet Rektörün makam odasına ulaştık. Kapıyı açtım ki, Rektör sanki 50 metre ileride oturuyor. Odası uzun mu, uzun. Git git bitmiyor. Nihayet Rektöre ulaştık ve elinden tutarken “Bana mobbing uygulama” diyerek yarı şaka, yarı gerçek kendisine takıldım. Rektör dedi ki, “hayırdır ne mobbingi?” Ben de kısaca şöyle dedim: “Bir makam odası ne kadar gösterişli ve ne kadar ihtişamlı ise, içeriye giren o kadar tesiri altında kalır ve eşyalar ve gösterişli mobilyalar arasında ezilir ve küçülür” dedim.
Evet, mobbing, yani psikolojik taciz yalnız söz ve davranışla olmaz, kişiler gösterişli makam odaları ve şahşahalı mefruşatla da mobbinge maruz kalabilirler.
Osmanlı gösteriş ve şahşahayı yalnız yabancı Ülkelerin Elçilerine karşı uygulamıştır. Yabancı Ülkelerin Elçileri karşılanırken ayır bir yerde karşılanır ve o karşılanan yer fors ve gösterişle donatılırdı. Ancak Padişahların yaşadıkları Topkapı Sarayı’nı gezin tevazu ve samimiyetten başka bir şey görmezsiniz.
Osmanlı’dan şimdi günümüze gelelim. Kamu bürokrasisinde bu saltanat ve gösteriş ne böyle!
Biz bize mi hava atıyoruz? Biz kendi vatandaşlarımıza mı mobbing uyguluyoruz. Yazık ve ayıp ya! Türkiye’de bürokrasideki saltanat ve şahşaha kesinlikle ayıp ve yazık.
Özel kalemden önce özel kalem müdür yardımcısı odası, özel kalem müdür yardımcısı odasından önce ön büro, ön bürodan önce bilmem ne büro, daha makam odasına gelmeden ıvır-zıvır, işkence gibi formalitelerle dolu nice aşamalar geçerek Devletlûlara ulaşmaya çalışıyor bu Millet.
Ayıptır, yazıktır. Kamu bürokrasisindeki saltanat sorunu yalnızca binalarla ve gösterişli makam ve özel kalem odalarından ibaret değildir.
Daha nice saltanat var. Kamu bürokrasisinde unvan ve kadro saltanatı da var.
Kamu’da Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı, Daire Başkan Yardımcısı, Şube Müdürü, Şef, Memur gibi dikey sıralamalar içerisinde ve ara kademelerde o kadar unvan ve kadro avr ki, say say bitmez.
Kamu’da yalnızca işleri uzatan ve formaliteden öteye gitmeyen nice görevler ve görevliler var. Klasik ve eski usulle bir birim kur, yöneticiler ata, onlara kadro zırhı sağla, genel müdür, daire başkanı gibi forslu unvanlar ver ve ondan sonra da iş bekle. Olmuyor. İşler yürümüyor.
Yatay hiyerarşi gereklidir. Yatay hiyerarşide bir proje vardır ve projenin de koordinatörü vardır. Herkes bu projede çalışan birer neferlerdir. Kadro da yok, unvan da yok. Yalnızca proje ve iş var. İşte benim kamu yönetiminde görmek istediğim bu.
Tabi, bu durum bazılarını rahatsız eder. Saltanata ve kamu imkanlarından tepe tepe yararlanmaya odaklanmış çevreler benim bu önerimin hayata geçirilmesini istemezler. Onlar istemese de Milletin hayrına olan neyse, o hayata geçirilmelidir.
Yazımın en sonunda iki fıkraya yer vererek huzurlarınızdan ayrılmak istiyorum.
Birincisi Temel fıkrası.
Temel ve Dursun bir gün yolda ilerlerken, nasıl olduysa oluyor işte, dışarıdan keskin ve sert bir cisim Temel’in eline çarpıyor ve elinde bir kanama meydana geliyor. Hemen en yakın bir sağlık kurumuna tedavi için gidiyorlar. Temel, Dursun’a diyor ki, “sen şurada bekle, ben hemen tedavi olup gelirim” diyor. Dursun dışarıda beklerken Temel o sağlık kurumuna giriyor. Temel tabelalara bakarak ilerliyor. “Ayakta mı, yataklı tedavi” yazan levhalardan “ayakta tedavi” işaretinde yürüyor. Sonra başka iki levha ile karşılaşıyor. “Kanamalı mı, kanamasız mı yaralanma” yazan levhalardan “kanamalı yara” işaretin gösterdiği yere doğru yürüyor. Sonra “ağır mı, hafif mi” yazan levhalardan “hafif” yazan levhanın gösterdiği istikamette yürüyor. Birkaç işaret levhasından sonra Temel kendisini dışarıda ve başladığı yerde Dursun’un yanında buluyor. Dursun soruyor: “Bu hastane nasıl, memnun kaldın mı?” Temel bu soruyu kısa ve net olarak cevaplıyor: “Organizasyon mükemmel, hizmet sıfır.”
Bugün birçok Devlet dairesindeki durum budur. “Organizasyon cafcaflı, hizmet diplerde.”
Son fıkra:
“Devlete ait bomboş bir arazi vardır. Bu araziye hafriyat ve atık dökülme ihtimali olduğu için “bekçi” alınmasına karar verilir. Bu bomboş arazi için bekçi kadrosu tahsis edilir ve bekçi çalıştırılmaya başlanır. Sonra bu bekçiyi kontrol etsin diye, bir memur işe alınır. Memur işe başladıktan sonra, işlerin muhasebesi için, bir de muhasebeci işe alınır. Bekçi, memur ve muhasebeci olan yerde şef olmaz mı? Bekçi, memur, muhasebeci derken, bu kişilerin başlarına bir de şef atanır. Şef atandıktan sonra bir de birim kurulur. Birimin adı da cafcaflı bir şekilde belirlenir: “Devlet Arazisini Koruma ve Kontrol Şefliği” Bomboş ve işe yaramaz bir araziyi korumak için Şeflik şeklinde bir birim kurulmuştur. Hatta bu Şeflik, Müdürlük seviyesine çıkartılmaya çalışılır da o kadarı da “artık ayıp olur” diye düşünürler. Gün gelir Devlette kriz çıkar ve tasarrufa gidilmesine karar verilir. Ve bu zincirin en zayıf halkası olarak görülen “bekçi” işten çıkartılır. Diğerleri yerlerini korur. Halbuki, diğerleri “bekçiyi” kontrol etmek için işe alınmıştır. Bekçi işten atılmış olsa da diğerleri yerlerini korumuştur.
Gülünç değil mi? Gülüyoruz, ağlanacak halimize.
Ahmet SANDAL

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • İSRAİL'İN ÖMRÜ MESELESİ - 01 Haziran 2026
  • BİR KURBAN BAYRAMI DÜŞÜNCELERİ - 26 Mayıs 2026
  • TOPLUM MU? TOP/LUM MU? - 24 Mayıs 2026
  • BU ÜLKENİN KADİM VE DEĞİŞMEZ GERÇEĞİ: DEPREM - 20 Mayıs 2026
  • BELEDİYELER KAPATILMALI MI? - 17 Mayıs 2026
  • BU TOPLUMU H/ATA SÖZLERİYLE UYUTTULAR - 12 Mayıs 2026
  • ŞİİRLERLE HAYKIRIŞ VE DUA! - 08 Mayıs 2026
  • DUHA VE DUA - 04 Mayıs 2026
  • SUÇA AÇILAN KAPILARI KAPATMADAN! - 01 Mayıs 2026
  • BÜYÜK UYANIŞ: ANTİ AMERİKANCILIK! - 29 Nisan 2026
  • MANYAK TRUMP VE AVANELERİ MAHŞER PROVASINDA! - 27 Nisan 2026
  • PSİKOSİSTEM VE SOSYOSİSTEM BOŞLUK KABUL ETMEZ! - 24 Nisan 2026
  • CAMİİLER İBADET VE DUA İLE TEFEKKÜR VE TEZEKKÜR YERİDİR? - 22 Nisan 2026
  • GENÇLER VE ŞİİR - 20 Nisan 2026
  • AYIP BE! YETER BE! YAZIK BE! - 15 Nisan 2026
  • SÜVEYŞ'TE İNGİLTERE YENİLDİ / HÜRMÜZ'DE ABD YENİLECEK! - 12 Nisan 2026
  • DELİ GÖMLEĞİ GİYMEYİ REDDETMEK - 08 Nisan 2026
  • ŞU MÜESSES NİZAM DEDİKLERİ - 05 Nisan 2026
  • BAZI ŞAİRLER B/AŞKA'DIR - 01 Nisan 2026
  • İRAN'A DESTEK VERMEYENLER VEBAL ALTINDA! - 28 Mart 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 53
Köşe Yazarları
Havva KARABACAK
Havva KARABACAK
BAŞARI BASKISI ÇOCUKLARI NASIL ETKİLİYOR?
AHMET SANDAL
AHMET SANDAL
İSRAİL'İN ÖMRÜ MESELESİ
Türkiye'de Silah Yetkisi Ayrıcalık Değil, Kamu Güvenliği Meselesidir
HALİL HINAZ
Türkiye'de Silah Yetkisi Ayrıcalık Değil, Kamu Güvenliği Meselesidir
Ahmet Süreyya DURNA
Ahmet Süreyya DURNA
ŞİİR OKUMA YARIŞMASI
Bir Dönemin Sonu ve Görgel'in Önündeki Büyük Sınav
İLKER YİYEN
Bir Dönemin Sonu ve Görgel'in Önündeki Büyük Sınav
Oğuz Karakoç
Oğuz Karakoç
Cahit Paköz ve KİPAŞ Eğitim Kurumlarının Başarısı
YUSUF POLAT
YUSUF POLAT
Şampiyonluk Sebahattin Şirin'e yazar 
Ramazan AYDIN
Ramazan AYDIN
YÖNETİCİLER ELEŞTİRİYE NEDEN TAHAMMÜL EDEMİYOR?
**Yaptığın İşle Mutlu Olmak!**
BEKİR DOĞAN
**Yaptığın İşle Mutlu Olmak!**
HELAL TİCARET MEDENİYETİ OLARK İSLAM
Mustafa SAYLAK
HELAL TİCARET MEDENİYETİ OLARK İSLAM
YILDIZLARIMIZI KAYBETMEYELİM
Mehmet Akpınar
YILDIZLARIMIZI KAYBETMEYELİM
Çok Okunan Haberler
CHP’Lİ VEKİLLER KAHRAMANMARAŞ’TA SAHAYA İNDİ: “CHP İKTİDARINDA HERKES EŞİT HİZMET ALACAK”
CHP’Lİ VEKİLLER KAHRAMANMARAŞ’TA SAHAYA İNDİ: “CHP İKTİDARINDA...
Kahramanmaraş’ta Toplum İçin Ücretsiz Ruh Sağlığı Etkinliği
Kahramanmaraş’ta Toplum İçin Ücretsiz Ruh Sağlığı Etkinliği
Kahramanmaraş Akedaş İstiklalspor play-off’ta elendi
Kahramanmaraş Akedaş İstiklalspor play-off’ta elendi
Ana Sayfa
GÜNCEL
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ
İLÇE
SİYASİ
EĞİTİM
SAĞLIK
SPOR
DÜNYA
DİN
BÖLGESEL
MEDYA
İNTERNET
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Vefatlar
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
MEDYA GAZETESİ - KahramanMaraş'ın Yerel ve Güncel Haber Siteniz
İsmet Paşa Mahallesi Azerbaycan Bulvarı Basın Evi Girişi N: 27/1 Giriş Kat N: 18 Dulkadiroğlu/KAHRAMANMARAŞ
[email protected]
0 (344) 224-3472
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim