Pazar günü taziye evlerini dolaştım, dostlara başsağlığı diledim. Bir duvarda yazılı bir söz dikkatimi çekti:
"Ölüm güzel şey; perde arkasından haber böyle. Güzel olmasa ölür müydü hiç peygamber?"
Bu sözün altında Necip Fazıl Kısakürek'in imzası vardı.
Düşünüyorum, sadece beş saniyesine bile hükmedemediğimiz bu dünya için değer mi? Sonunda ölüm olan bir dünyada, yüz on beş yıl bile yaşasan değişen bir şey yok: Ölüm var, dostum!
Akşam, ailenin yakınlarını incitme! Kırma gönülleri boşu boşuna. Bir söz var: "Kargalar ölmesin!" Kargayı kondurup gül dalına, koparma gülleri boş yere. Bir gün göçüp gideceğiz, geriye hoş bir seda bırakabilirsek ne mutlu!
Kırılmaz derler sert mermer taşı; ama adını yazacaklar bir gün oraya. Soruyorum size: Babanız, dedeniz kimdi? Kim götürebildi servetini, malını? Şu şeyhlere bakın, kimin malı kalmış ki? Eğer çalamıyorsan gönül sazını, koparma telleri boş yere. Dostum, kırma gönül telini boşu boşuna!
Ağa olsan, bey olsan, son durak mezarlıktır. Malın, mülkün bir yıl bile sürmez. Ömür bağı viran olur, yapraklarını döker. Dostların "vah vah" der, ama çare yoktur dostum.
Dedem, babam, anam, dostlarım... Hepsi bir gün kara toprağa kavuştu. Bir gün beni de saracak bu toprak. O vakit gözyaşı dökmeyin boşu boşuna; bana bir Fatiha yeter, dostum.
Yolumu boş yere bekleme; gidenler geri gelmedi ki soralım onlara: "Ne var orada?" diye...
iyi günler








