Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, parti genel merkezinde basın toplantısı gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin değişmesi gerektiğini ve yalnızca milletle ittifak yapacaklarının altını çizen Ağıralioğlu, teröristbaşı Öcalan’a yönelik statü çıkışına da tepki gösterdi. Maden ruhsatlarıyla ilgili sürecin de tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:
ANAHTAR PARTİ BÜYÜYOR, GELİŞİYOR…“Anahtar Parti, siyasetin günlük mesuliyetini taşımadan kendi hevesine konu ettiği yapay gündemler içerisinde, milletin gerçek gündemine odaklanmış bir parti olarak her geçen gün milletin gönlünde büyüyor. Kuruluşumuzdan bugüne Anahtar Partimiz, Türk milletinin kilitlenmiş sorunlarının anahtarı olabilme kapasitesini her geçen gün Anadolu’da güçlendiriyor. Anketlere yansıyan ve milletin sinesinde bulduğumuz karşılığın oya dönük tarafları, memleketin gerçek gündemine odaklı siyasetin milletin sinesinde yer bulacağını herkesin anlayacağı şekilde gösteriyor. Anahtar Parti büyüyor, gelişiyor ve önümüzdeki dönemin iktidar namzeti olmaya hazırlanıyor.
Anahtar Parti, Türkiye’nin alıştığı siyasi tahterevallinin seçmen davranışlarını ne kadar töhmet altına soktuğunu biliyor. Bu mecburiyet hattını bozmaya ve önümüzdeki dönem alternatif olmaya çalışıyor. Kimi anketlerde dördüncü, kimi anketlerde beşinci parti çıkan Anahtar Parti iktidar iddiası olan merkez parti olma hüviyetiyle siyasetini her geçen gün milletin kalbine mayalıyor.
TÜRKİYE’NİN SİYASİ PROBLEMLERİNİN MERKEZİNDE CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ VAR
Türkiye’nin siyasi problemleri var ve bu siyasi problemlerin merkezinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi var. Türkiye’nin ekonomik problemleri, şikâyetleri, rekabet gücündeki azalma, bürokrasideki aşınma ve akademideki bozulma gibi pek çok sorunun merkezinde tecrübe ettiğimiz Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile buna bağlı siyasi maharetsizlik ve bozulma yer alıyor. Aslında bizim çözülemeyecek bir sorunumuz yok; bizim asıl sorunumuz, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni bu siyasi pratikle birleştirmiş olan maharetsizliğin memleketin sorunu haline gelmesidir. Sorunların nasıl çözüleceği merakının cevabı da burada yatıyor: Sorunların sebebi olan bu organizasyonu ve siyasi maharetsizliği, memleket nöbetinde millet iradesiyle buluşturup devraldığımızda memleketin sorunları çözülecek.
Türkiye’de artık iktidardan umut kalmadı; muhalefet de bu tahterevalli içerisinde bunca soruna rağmen umut olamadı. Anahtar Parti olarak, Anayasa tartışmalarına ciddiyet katmak adına bir teklifte bulunuyoruz: Öyle boş tartışmalar yaptırmayın. Eğer kendinize güveniyorsanız ve ciddi siyasetçiler olduğunuza inanıyorsanız, Anayasa’ya ‘Sekiz çeyrekte enflasyonu tek haneli rakama düşüremeyen hükümetler, doksan gün içinde seçime giderler’ şeklinde bir madde yazın ki ciddiyetinizi görelim. Sekiz senedir enflasyonu düşüremediniz, memleketi düşürdünüz. Madem çok maharetlisiniz, enflasyonu düşüreceğiz dediğiniz halde bunu başaramamanızın bir kanunla, kuralla kayıt altına alınmasını sağlayalım. Keyfiliğinizden kurtulmanız için seçim, muhalefetin ve demokrasinin sunduğu en makul davettir.
STATÜYÜ MİLLETİNİZE SORACAKSINIZ…
Önümüzdeki dönemde bir seçim popülizminin de yavaş yavaş başladığı fark ediliyor. Türkiye’de yaptıklarınızı milletinize soracaksanız, seçimi beklemeden soracaklarınız da var. Sayın Devlet Bahçeli’nin her geçen gün el yükselterek konuştuğu ‘kurucu önderlik’ ve ‘muhataplık’ meseleleri var. Son olarak grup konuşmasında ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ gibi bir statü teklifinde bulundu. Bu süreç başladığından beri Anahtar Parti olarak şunu söylüyoruz: Millete sorun. Madem bu kadar eski söylediklerinizden vazgeçtiniz, bu yaptığınız şeyi milletinize soracaksınız. Öcalan’a statü mü vereceksiniz, milletinize sorun ki millet sizin statünüzü size göstersin. Milletin evlatlarının katiline statü talep ettiğinize göre, önce kendi statünüzün ne olduğunu milletten kontrol edin. Milletin size böyle bir şey yapma hakkı verip vermediğini bir görelim.
Bedeli millet ödüyor, evlatlarını millet şehit veriyor, çocuklarını yetim olarak millet büyütüyor. Mikrofonlar önünde ‘Şehitler ölmez, vatan bölünmez’ diye konuşup unuttuğunuz o millettir. Şimdi de milletin evlatlarının katiline statü derdine düştünüz. Statüyü milletinize soracaksınız sonra bu işlere bakacağız.
BURASI KUZEY KORE Mİ?
Enflasyonla mücadele programınız akamete uğradı ve savaşı bahane ettiniz. Bu sene vadesi gelmiş 236 milyar dolar borcumuz var ve ihtiyacımız olan döviz rezervi ekonomimiz üzerinde kur baskısı yapıyor. Kuru baskılayarak, talebi kısarak ve faizi artırarak enflasyonu düşürmeye çalışmanız reel sektörün canını çıkarmak üzereydi. Şimdi buna bir de savaş etkisi ve petrol fiyatlarındaki artış eklenince, kısa vadeli borç yüküyle birlikte muazzam bir kur ve devalüasyon baskısı altındasınız. Bıraksanız reel sektör çökecek, devam etseniz faizle ticaret dönmeyecek.
Ödeme disiplinini bozdunuz, memleketin alım gücü düştü ve enflasyonu kendiniz için bir avantaja çevirdiniz. Vatandaşa vereceğinizi hesaplarken az, harcarken çok hesaplayarak vatandaşın cebinden para çekiyorsunuz. Yaşam kalitesini bozup bahaneyi İran-İsrail gerilimine veya dış güçlere bağlıyorsunuz. Bu durumun böyle olmayacağına dair açıklama yapan İş Bankası Genel Müdürüne, yaptığı ikazlardan sonra özür dilettiriyorsunuz. Bu durum, zaten kırılgan olan ekonomimizin dış görüntüsüne imaj ve itibar hasarı veriyor. Ülkede ekonomideki açıkların bile söylenemediği bir algı oluşturarak Türkiye’yi Kuzey Kore’ye benzetiyorsunuz. Yanlışların söylenemeyeceği bir yönetim mekanizmasını tercih ediyorsunuz. Bedelini biz ödediğimize göre, uyguladığınız programın hayatımızda neyi bozduğunu görmek zorundasınız; ancak hükümetin bu duygudan vareste olduğu görülüyor.
Meclisin hükmünü ve sorunlara çözüm olma kapasitesini hasarladınız. Türkiye’de karşı karşıya olduğumuz en mühim sorun, sorun çözme kapasitesini yitirmiş bir siyasettir. Yirmi dört yıldır ülkeyi yönetiyorsunuz; yönettiğiniz ülkenin demografisi bozuluyor, aile yapısı yıkıldı diye olağanüstü gündemli toplantılar yapıyorsunuz. Sınırlarınız kevgire döndü, demografiniz bozuldu diye bağıranları duymuyordunuz; şimdi bunu milli güvenlik sorunu ilan ediyorsunuz. Devletin planlama imkânları elinizdeyken bu beka meselesini göremediniz. Şimdi cüzdan sallayarak nüfusu, genelgeyle de aileyi kurtarmaya çalışıyorsunuz. Bakanları ve rakamları değiştirerek enflasyonla mücadele ettiğinizi söylüyorsunuz.
MADEN RUHSATLARIYLA İLGİLİ SÜRECİ GÖZDEN GEÇİRİN!
Bir taraftan suyun ne kadar kıymetli olduğunu ve Türkiye’nin su fakiri olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu konuşuyorsunuz; ancak organize sanayi bölgelerinden yer altına basılan kirli suları temizlemeyi aklınıza getirmiyorsunuz. Ordu’da, Giresun’da kanun tanımaz bir pervasızlıkla verilen maden ruhsatları insanların yaşam alanlarını, sularını, topraklarını ve meralarını berbat ediyor ama umursamıyorsunuz. Mahkeme kararları olmasına rağmen bunları tanımıyorsunuz.
Biz ‘maden çıkarmayın’ demiyoruz ancak bunun dünyada bir standardı vardır. Çıkardığınız madenle tehdit ettiğiniz hayatlar arasındaki dengeyi planlayacak kadar aklınız olmalı. Ekonomiye kattığınız zenginlik insan içindir. İnsanın hayatını berbat ederek elde ettiğiniz zenginliği kimin için planlıyorsunuz? İnsanı bozdunuz mu devlet bozulur. İnsanın yaşam alanını bozup zenginlik oluşturacağınızı söylemenizin, insanı kaybettikten sonra kimseye bir faydası yoktur. Bu nedenle maden ruhsatlarıyla ilgili sürecin tekrar gözden geçirilmesi, mahkeme kararlarının tatbik edilmesi ve orada yaşayan insanların feryadının duyulması için Anahtar Parti teyakkuz halindedir. Çevre, Şehircilik, Afet ve Su Politikaları Başkanlığımız günlerdir bölgedeydi. Köylerini ve topraklarını bekleyen insanlarla omuz omuza olacağız. Birkaç kişinin kâr hırsı yüzünden yaylalarımızı, meralarımızı ve sularımızı berbat etmenize sessiz kalmayacağız.
ANAHTAR PARTİ, MİLLETLE İTTİFAK KURACAKTIRAnahtar Parti, milletle ittifak kuracaktır. Şu anda politik gündemimizi kararsız seçmenlere odakladık. Eğer kararsızlar birinci parti konumundaysa, siyasetin mesuliyeti bu seçmenin niçin kararsız olduğunu doğru analiz etmektir. Bu kitle ağırlıklı olarak iktidar bloğundan kopan kararsızlardır; beklentisi boşa düşmüş, hayalleri kâbusa dönmüş ve umudu yük olmuş bir millet gerçekliği vardır. Anketler kararsız seçmeni birinci parti olarak gösteriyorsa, bu kararsızlığa sebep olan sorunları konuşan bir siyasi iradeye ihtiyaç vardır; o irade de Anahtar Parti’dir. Siyasi mesuliyetimizi kararsızlarla ve milletle ittifak üzerine kurduk. Elbette seçim sathına girdiğimizde, önceliği millet olan bir pratiğin gereklerini yerine getireceğiz ve millete sırtımızı dönmeyeceğiz. Memleketin daha iyi yaşamasına imkân sağlayacak her fikri destekleyeceğiz.
Anahtar Parti, Türk siyasetindeki bu tahterevalliyi bozmak için siyaset yapıyor. Bize sorulan ‘hangi ittifaktasınız’ sorularının muhatabı olan yapılar artık mevcut değildir. Ne Millet İttifakı kaldı ne de Cumhur İttifakı’nın ana taşıyıcı kolonları yerinde duruyor. Dolayısıyla ortada sadece millet ve milletin sorunları vardır. Millet, bu sorunları çözecek bir irade beklemektedir. Anahtar Parti, milletin sorunlarına doğru ümit olabilmek ve çok daha fazlasının mümkün olduğuna milleti inandırmak iddiasıyla yürüyecek. Partinin istikbali olarak gördüğümüz şey, milletin istikbalidir. Bu yüzden odağımızda ittifaklar değil, milletle nasıl beraber olacağımız ve sorunlara nasıl çözüm üreteceğimiz yer alıyor.
SİYASET BU TÜRBÜLANSTAN İTİBARINI KURTARAMAZ!
Anahtar Parti, siyasetin komple kantarda olduğu bu dönemde oluşan büyük boşluğu doldurmak için kurulmuştur. Biz sistemi kuran, sisteme uyan, demokrasiyi ve hukuku çalıştıran bir düzen teklif ediyoruz. Her kuruşun hesabını veren bir yürütme ve güçlü bir yasama inşa edeceğiz. 86 milyona hitap eden, yüzde 100’ü kucaklayan bir perspektifle geliyoruz. Bir taraftan kayyum atanırken diğer taraftan hükümet ortaklarının kayyumların görevine dönmesini istemesi; bir taraftan terör örgütü elebaşının meclise çağrılması, diğer taraftan Kurucu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu CHP’ye, ana muhalefet partisine, müdahale edilmesi memleketi bir tutarsızlık girdabına sokmaktadır. Siyaset bu türbülanstan itibarını kurtaramaz.
Bizim maharetimiz; devletin her kuruşunun hesabını sormakla millet iradesini korumayı, hazineyi korumakla milletin egemenliğini korumayı bir arada başarmaktır. Bu ilkesiz siyaset milletin ümidini kırmıştır; Anahtar Parti ise bu güvensizliğe ve ölçüsüzlüğe alternatif olmak için vardır. Biz bir kavga kadrosu değil, 86 milyonun yaşayacağı bir Türkiye hayalinin vatanseverleriyiz. Yüksek standartlı demokrasi ve hukuk için gereken hazırlıkları yapıyoruz. Memleketin ayağa kalkması için kanun koyan ve koyduğu kurala uyan terbiyeli siyasetçilere ihtiyaç vardır. Kanunun çalışmadığı yerde istişare edebilen bir siyaset anlayışı geldiğinde memleketin nasıl kalkındığını hep birlikte göreceğiz.”





