Hasbelkader Kitap Fuarlarına katılıyorum. Şunu baştan sorayım. Kitap Fuarlarındaki kitaplar ne kadar ilim ve irfana ve insani gelişime hizmet eder? İkinci soru. Kitap fuarlarındaki kalabalıklar ne kadar kültüre, ilme ve irfana işaret eder?
Hey Dostum hey! Kitap fuarlarına satılan ve ilgi duyulan kitapların yüzde 5’i mi, yüzde 10’u mu, ilim ve irfan ile kültür kitaplarıdır? Bunu bizzat gözlemledim. Evet, net olarak belirtiyorum, Kitap Fuarlarındaki kitapların çoğunluğu “fasa-fisodur.” Oradaki kitaplara ilgi gösterenlerin çoğu da “oğlum ilim ve irfan sahibi, kültürlü bir insan olsun” diye kitap fuarında bulunmuyor. Ya da kendisi de çoğunlukla “ilim ve irfan sahibi, kültürlü bir fert olmak için şu kitap fuarına gidip de kitap alayım” diyen de çok azdır. Güncel ve sansasyonel kitaplar, dedikodu ve siyasetin, o anki konjonktürün kitapları ilgi görüyor daha çok.
Aile reisler, anne ve babalar da, çocuklarına aldıkları kitaplar ile, “okulunda başarılı olsun” diye, “üniversite kazansın”, kendilerine göre “adam olsun” diye, ders kitapları ve üniversiteyi kazanmada yardımcı olacak kitaplar alıyorlar.
Ah, ah, ah! Ey Anne ve Baba! Oğlun “adam olsun diyorsun da”, “asıl adamlık” o değil. Asıl adamlık üniversiteyi bitirip de mühendis, doktor, öğretmen, hakim, savcı, avukat, psikolog, uzman, denetçi, müfettiş ya da vali ya da başka bir meslek sahibi olmak değil asıl mesele.
Vali dedik de şu fıkrayı herkes bilir. Esasında bu meşhur bir darb-ı meseldir.
“Ben sana Vali olamazsın demedim ki, adam olamazsın dedim.”
“Nasıl mıydı, bu darb-ı mesel?” Hemen hatırlayalım: Bir Baba Oğlunun tavır ve davranışlarını beğenmez ve devamlı ona; “Oğlum sen adam olamazsın” diye seslenirmiş. Babasının bu sözlerinden rahatsız olan çocuk okulda derslerine daha sıkı çalışır, daha da hırslanırmış. Gel zaman git zaman, o çocuk okumuş, üniversiteyi kazanmış, okulu bitirdikten sonra işe girmiş. Ve en sonunda Valilik görevine kadar yükselmiş. Bu görevdeyken bir gün Babasını ayağına kadar çağırmış. Bu görevliyi göndererek “git Babama söyle bugün benim yanıma gelsin” demiş. Babası kapıdan içeri girer girmez; “bak Baba, sen bana adam olamazsın diyordun. Okudum ve Vali oldum” demiş. Babası da bu sözler üzerine, aynen u cevabı vermiş: “Oğlum ben sana Vali olamazsın demedim ki, adam olamazsın dedim. Adam olsaydın, Babanı bu şekilde edepsizce ayağına getirmezdin.” Bir kişi vali olmakla kariyer gelişimini tamamlamış olmakta mıdır? Asla ve asla. Yalnızca vali olmakla, ya da yalnız bakan olmakla, yalnız milletvekili olmakla, yalnız mühendis olmakla, yalnız avukat, yalnız hakim olmakla kimse insanlık gelişimini tamamlayamaz.
Bizim insanlık gelişimi anlayışımızda, etik değerlere, ahlaka ve adaba uygun davranışlarla meslek sahibi olmak esastır.
Edep erkan, yol yöntem bilmeyen o kadar okumuş insan var ki, bunlara adab-ı muaşeret dersleri vermek gerekir. Adab-ı muaşeret edepli davranışlar demektir. Bu noktada şu veciz ve oldukça manalı sözü hatırlatmakta fayda var: “İlim meclisine girdim, eyledim ilmi talep. İlim geride kaldı, illa edeb, illa edeb!” Bu sözün bir benzerini Yunus’umuzun da söylediği belirtilir.
Evet, bu Ülkede çocukların ve gençlerin usul-erkan, adap ve edep eğitimine ve bu minval üzere yetiştirilmesine ihtiyaç var.
Biz bu hususu gündemde tutmaya çalışırken maalesef acı gerçek şudur.
Bu Ülkede çocuklar adeta korku tünelinde yaşayan birer varlık gibi, korkunç şekilde yetiştiriliyor.
Yine Kitap Fuarına dönelim. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Kitap Fuarında öğrenciler için (belki toplamda 2 milyon TL, ya da daha az bir bütçe ile) kitap almaları için 200 TL karşılığında hediye çeki dağıtmıştı. O hediye çekleri toplamda ne kadar etti bilmiyorum. Belediye kitaba destek vermiş. Elbette teşekkürü hak ediyor. Gel görelim ki, toplamda 2 milyon TL’lik o kitap yardımı acaba hangi kitaplara gitti. Çocuklar ve gençler o hediye çekleri ile gidip de ilim ve irfan ile kültürlerini artıracak, manevi anlamda, ruhsal anlamda kendilerini geliştirecek kitaplar mı aldılar, yoksa, uyduruk-kaydırık, saçma-sapan ve korkunç kitaplar mı aldılar? İddia ediyorum, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinin geçen sene kitap almaları için çocuklara ve gençlere verdiği, hediye ettiği, o kitap alma çekleri, çoğunlukla, belki de %90 oranında, uyduruk-kaydırık, fantastik, saçma-sapan, korkunç kitaplara harcandı.
Şu gözlemimi çoğu kişi de gözlemlemiştir. Kitap Fuarlarında çocukların, gençlerin ilgi duydukları kitaplar, uzay-kurgu ve uyduruk, hatta korkunç, hayali kitaplar, (şimdi buna fantastik mi diyorlar) öyle kitaplar işte.
Kitap Fuarındaki benim stanttaki kitaplar ilmi, edebi ve irfani kitaplar. Çocuk bizim kitabın kapağına baktığında hemen tekrar stanttaki tezgaha bırakıyor. Kitabı bedava versen almıyor. Onun istediği, kapakta, “karanlık bir ortam, ufukta ay görünsün, ay da kanlı olsun, dağda bir yarasa ağacın üstünde ters baş aşağı sallansın, bir vampir kılıklı birisi dağın arkasında sırıtsın”, böyle resimler ve böyle saçma-sapan ve korkunç hikaye ve roman kitapları istiyorlar. Zaten bana bazı öğrenciler “korkunç ya da heyecan verici kitaplar var mı?” diye sordu. Bu çok acı bir gerçektir.
“Çocuklarımız ve gençlerimiz nasıl böyle ilim ve irfandan uzak yetiştiriliyor, nasıl böyle korkunç bir şekilde acımasız oluyorlar diye soruyoruz ya”, işte bu sorunun bir cevabı da burada.
Bu yazıyı niye yazdım? Malumdur ki, İlimiz Kahramanmaraş’ta çok çok üzücü bir olay meydana geldi. İlimiz Kahramanmaraş'ta 14 yaşındaki bir öğrenci okul bastı ve 1 öğretmen ve 9 öğrencimizin vefatı, 15 öğrencimizin yaralanmasıyla sonuçlanan bir katliam yaptı. Bu olaydan dolayı Milletçe büyük keder içindeyiz. Bu katliamı yapanları ve sebep olanları, öncelikle lanetliyorum. Ölen öğretmen ve öğrencilerimize rahmet, yaralı öğrencilerimize şifalar diliyorum. Başımız sağ olsun. Allah yar ve yardımcımız olsun.
Bu olayın elbette birçok nedeni var. Herkes o nedeni biliyor. Çocuklarımıza ve gençlerimize ilimden önce irfanı öğretmiyoruz. Matematik, biyoloji, fen bilgisi, kimya, fizik, coğrafya ve benzeri maddi alandaki dersleri bilenleri kutsuyoruz adeta. Başarının ölçüsü Milli Eğitimde bunlar. Papağan gibi bir konuyu ezberleyenleri başarılı sanıyoruz. Zaten onlara da ezberlemeleri için hep kafalarına bilgi boca ediyoruz, beyinlerine bilgi dolduruyoruz. Ancak hayatı idrak etmelerimi, Dünya’da niye olduklarını ve asıl bulunma nedenlerini, kendilerini bilmelerin, bu noktada fikir geliştirmelerini istemiyoruz. Birer robot yetiştiriyor Milli Eğitim. İrfan, Allah korkusudur ve kendini bilmektir. İşte Milli Eğitim bunu sağlayamıyor. Aileden bu terbiyeyi yani “irfan ile Allah korkusunu, ahlak duygusunu almamışsa bir çocuk”, (Milli Eğitimden de alması zaten mümkün değil) bu durumda, o çocuk toplum için felaket olur. Oluyor da zaten.Bu Ülkede iktidar kim olursa olsun eğitimde uygulanan ideoloji aynıdır.O ideolojinin üç ayağı var. 1-Pozitivizm, 2-Materyalizm,3-Pragmatizm.
Bu üç ayaklı tezgahtan geçip de insanlığını muhafaza edenlere ne mutlu!
Bu gerçeklerden sonra, soruyorum. “Milli Eğitim Bakanlığı Yetkilileri ve Kültür Bakanlığı Yetkilileri acaba Kitap Fuarlarındaki korkunç kitaplar üzerinde bir denetim yapıyorlar mı?” Ben o kitapları en son Kahramanmaraş Kitap Fuarında bizzat gözlemledim. Ben o kitapların kapaklarındaki resme bile bakamadım ve korktum. Tekrar soruyorum. Milli Eğitim Bakanlığı Yetkilileri ve Kültür Bakanlığı Yetkilileri acaba Kitap Fuarlarındaki korkunç kitaplar üzerinde bir denetim yapıyorlar mı?
Yazımı, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi ile Kitap Fuarları için öğrencilere kitap almaları için çek hediye eden Belediyelere önerim ile (hatta bir rica) ile bitiriyorum: “Lütfen, öğrencilere vermiş olduğunuz kitap hediye çeklerinin hangi tür kitaplar için geçerli olduğunu da çek üzerinde belirtiniz. İlim, irfan ve insanlığa çağıran kitaplarda geçerli olsun o hediye çekleri.”
Ahmet Sandal




