Bu başarının altında yatan sırrı açıklayan Kervan Pastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Sami Kervancıoğlu, “Kervan’ı marka yapan saygı, sevgi ve emektir” dedi. Kahramanmaraş’ın Sakarya mahallesinde 150 kilo üretim kapasitesiyle hizmete başlayan ve zaman içerisinde kendini geliştirerek şehrin en büyük markası haline gelen Kervan ailesi, yeni yatırımların sinyalini vererek dünya markası olma yolunda ilerlediğini kaydetti. Avrupa standartlarında modern üretim fabrikasıyla 50 tonu bulan üterim kapasitesine ulaşan Kervan ailesi, Alpedo markasını dünyaya açarak dünya markası olma yolunda ilk hedefine ulaşmış oldu. Irak, Dubai ve Çin gibi pazarlarda pay sahibi olan Kervan, farklı ülkelerde de Pazar oluşturarak markasını zirveye taşımayı hedefliyor. Zamanında ve yerinde yatırımlarla büyümeyi sürdüren Kervan ailesinin geldiği noktayı ve geçtiği süreci anlatan Kervan Pastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Sami Kervancıoğlu, on işçiyle çıktıkları yolda binlerce kişiye istihdam sağlamanın haklı gururunu yaşadıklarını belirtti. Dost tavsiyesiyle hayalini gerçekleştirerek Sakarya mahallesinden Trabzon caddesine geçiş yaptıklarını anlatan Kervancıoğlu, bu hamlenin Kervan ailesinin büyümesinde en önemli etken olduğunu söyledi. Ardından yerinde ve akıllı yatırımlarla büyümeyi sürdürdüklerini kaydeden Kervancıoğlu, başarı öyküsünü şu satır başları altında anlattı: HAYALİM DOST TAVSİYESİ İLE GERÇEK OLDU Sakarya mahallesindeyken küçük bir pastaneciydik, küçük bir dondurmacıydık. Bizim hedefimizde şu vardı. Bu işi Sakarya Mahallesi’nde değil de, biz bu işi daha bir numara nerede yaparız, geliştiririz bunu düşünüyorduk. Sonucu Trabzon Caddesi oldu. O zaman ben şunu yapardım. Gece dükkânı kapatır Trabzon caddesinde gezerdim. O zaman gezerken de aklıma hep şu gelirdi. Biz kervan pastanesini buraya getirelim diye kendime bir hedef koydum. Çünkü hedefsiz insan boş insandır. Günlerden bir gün bizim hacı arkadaşımız dedi ki, ‘sizi Trabzon caddesinde görmek istiyoruz’. Şu anki yerimiz de o zaman Toprak Bank. Biz böyle bir projemiz olduğunu ama hazır olmadığımızı söyledik. Bir değil iki değil, aslında dostlar böyle dost olur. Bir gün bu dükkânı tuttuğunu söyledi. Hacı babanın yanına geldik, durumu anlattık bir fırsat var dedik. Hacı baba ‘paranız varsa açın’ dedi. Geldik Trabzon caddesine o zamanlar tabi maddi durumumuz çok zayıf. Bu dönem 99-2000. Şimdi biz ne yaptık. Elimize çekici aldık, bir taraftan kırmaya başladık. Günlerce haftalarca aylarca çalışarak burayı kervana yakışacak şekilde dizayn ettik. Bu yerin yıllık kirası 40 bin marktı. Buranın kirasını verir mi diye sorguladılar. Ama şu var. Doğru olursan, dürüst olursan Allah yardım ediyor. YOLA EMEKLEYEREK BAŞLADIK KOŞARAK DEVAM EDİYORUZ İlerleyen aşamada hacı babanın ilerden takibi vardı. Yani nasıl gidiyor, nasıl oluyor, üretimle ilgilenirdi, fıstıkla saleple. Burada paylaşımcı bir zihniyet vardı. Herkes kervanın ‘k’ harfinden biri tuttu, ‘e’ harfinden biri tuttu, ‘r’ harflinden biri tuttu. Ne yaptık kervanı bir şekilde güzel bir şekilde sahneye çıkardık. Bunda görünenler var, perdenin arkasında da görünmeyen bir takım var. Bu bir takım ruhudur. Herkes burada birbirine saygılıdır. Kervan yol aldı ama bu birbirimize olan sevgi ve saygıdan kaynaklandı. Bunlar karşılıklı sevgi ve saygıdan ileri geliyor. İLERİ GÖRÜŞLÜLÜĞÜMÜZ BAŞARIYI GETİREN EN ÖNEMLİ UNSUR Kervanın yoluna devam etmesi gerek dedik ve ikinci perdeye geçtik. Binevler Kervanın yerini satın aldık. Burada ne yapmamız lazımdı. Zaten ürün çıkıyor, biz oraya kervana yakışır bir projeyle ikinci şubemizi koyduk. Bu şubemizi açarken de tepki aldık. Binevlere kim gelecek dediler. İnsan ilerisini görüyor bir hedef koyar. Ekibime de ben şunu söylerim. Benimle çalıştığın zaman bir hedefin olacak. Hedefin yoksa benim işyerime gelme diyorum. Orayı kurduk ve güzel bir açılış yaptık. Bu sırada baktım pastalar, tatlılar duruyor, müşteriye ikram ediyoruz ve çalışanlara dağıtıyoruz. Ama ben çalışanıma kalite ve hizmeti öğrettim. Bundan hiç taviz verdirmedik. Bir müşteri tatlı istemiş, 500 gram pasta gidiyor. Müşteri çikolatalı yerine meyveli istiyor, meyveli gidiyor şantili istiyor. Günlerden bir gün çalışanım bana bunu anlattı. Biz karımızı zararımızı hesap ediyor muyuz dedi. Ben öyle bir personelle çalıştığım için mutluluk duyduğumu söyledim. Yarım kilo pastayı bir eve 3 sefer götürüyoruz dedi. Bunun karı zararı nerede dedi. Bunu neden anlatıyorum. Bu bir değil, iki değil. Biz ne yaptık kalite ve hizmetten taviz vermedik. Şu anda onun meyvesini yiyoruz. Aynı aile şimdi sipariş veriyor. Oradaki sorumlu arkadaşımız aracın serviste olduğunu ve yarım saatte geleceğini söylüyor ve müşteri bizi bekliyor. Hep diyoruz ya kalite hizmet. Ama bizi tercih ediyor. O zaman o insan kervanın yaptığı hizmeti unutamıyor. Ne oldu kervan Binevlerle bütünleşti. Kendi evi kendi pastanesi gibi görüyor. KERVANHAN’NIN YERİNİ ÇÖPLÜKTEN CENNET BAHÇESİNE ÇEVİRDİK Sıra geldi Kervanhan’a… Burası bir mezbelelik idi ve çöplüktü. Ben şunu önemsedim. Benim Kahramanmaraşlım çok güzel şeylere layık. Ben çok yerlere gittim ve orada gördüklerimi kafamda oluşturdum. Ben ilkokul talebesi bir adamım. Ondan sonra burası mezbelelik olunca belediyeden ihaleyle aldık. Bende bir hayal vardır, hayalperestimdir. Bana çok kızdılar. Bana ‘Oğlum yeter yahu. Bizi bu kadar borcun içerisine koyuyorsun’ dediler. Ama bir hedef koyduk önümüze. İşimi çok seviyorum. 6 da kalkar direk fabrikaya giderim. Günlük 3 saat uykum var. Ama şükürler olsun işi sevmek lazım. İşi seversen başarı elde edersin, sevmezsen başarı elde edemezsin. ALPEDO TÜRKİYE’NİN MARKASI OLDU Alpedo Bir taraftan da kervanın yanında Alpedo adı oluştu. Bunun adı alp dağlarından geliyor. Bu yüzden Alpedo markasını oluşturduk. Bunun altyapısı da çok önemli. Altyapısı oluşturduk ve Adana yolu üzerinde 33 bin metrekare arsamız vardı. Ne yaptık oraya 20 bin metrekare kapalı alan kurduk. Bunun içerisine Alpedo’nun yanında bir de endüstriyel grup kurduk. Biz de alp dağlarının ayrı bir cazibesi hoş bir havası var. Dondurma da soğuk olduğu için birbirini tamamlasın diye bunu yaptık. Kahramanmaraş dondurması Türkiye piyasasının yüzde 4 ünü oluşturuyor. Ve Alpedo markasıyla şu anda İstanbul’da bin noktaya ürün satıyoruz. Kendi mağazamız da 2014 yerini aldı. Şimdi biz burada Alpedo’yu Türkiye’nin 11 bin satış noktasına ulaştırıyoruz. Buradan doğuya gittiğiniz zaman Mardin Kızıltepe’ye kadar varız. Batıya gittiğinde Çorlu Tekirdağ’a kadar her yerde var. Yani Alpedo’yu her yerde bulabiliyorsun. Bunun için de iyi bir altyapı olması gerekiyordu. Bu altyapıyı da ben oluşturdum. Bunları yaparken, Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya Mersin, Konya da yerleşik düzen oluşturdum. Buralara depolama sistemi kurduk. Burada araçlarımız, lojistik merkezlerimiz var. Orada her bölgede bölge müdürümüz var. Onların yanında ekipleri var. Şimdi ne oldu Alpedo da Türkiye’de bir marka oldu. Bu pazarda açık gördüğümüz için biz bunu doldurmaya çalışıyoruz. Her geçen gün 10 ton yaparken, 20 tona çıktı. Şu anda Alpedo fabrikasından 45 ton dondurma çıkıyor. Sakarya’daki pastane de 150 kilo dondurma çıkıyordu. Orada bunu gördük ve dondurma piyasasındaki eksiği gördük. Buranın biz de çok birikimi vardı. Biz bu birikimi yeri ve zamanı geldiğinde doldurduk. Şu anda çok acı gerçek Maraş dondurması Türkiye piyasasının yüzde 4 üne hitap ediyor. 96’sı yabancıların elinde. Bu boşluğu doldurmamız lazım, çok çalışmamız lazım. Bunu da söylerken Kervan bünyesinde o zaman Sakarya caddesinde 10 kişiyle çalışıyorduk, ama şu anda kervan bünyesinde binden fazla çalışanımız var. Şimdi biz bu pazarı boş gördüğümüz için bu yıl biz 8 Milyon TL fabrikanın içine yatırım yaptık. Nedir bu yatırım İtalya dan makine sektörü, şoklama, depolama yani bunları yaptık. Bunun dışında 4 Milyonluk dolap aldık ve Türkiye içine dağıttık. HEDEF DONDURMAYI DÜNYAYA SATMAK Yurt dışına büyük ağırlık veriyoruz. Şu anda hali hazırda Irak’a gönderiyoruz. 200 tır anlaştık. Erbil’de şu anda Alpedo markasıyla bir bayi olduk. Hem restoran hem kafe tarzında bir şube açıldı. Yurt dışında Dubai’ye Çin’e gönderiyoruz. Şimdi biz aslında şunu gözden kaçırıyoruz. Zannediyoruz ki Maraş dondurmasını Türkiye de satacağız. Yurt dışında çok büyük Pazar var. Büyük şeyler kaçırıyoruz. Uluslararası bir dondurma markasının bölge müdürü benim arkadaşım. En çok dondurmayı nerede satıyorsun dedim. Maraş, Antep, Urfa, Çorum. Sen ne diyorsun dedim. Anında hemen bir araç eleman, Maraş’ın içini kazalarını gez dedim. Bir gitti, o sene 500-600 bin liralık mal sattık. Biz kendi pazarımızı başkalarına teslim ediyoruz. Şimdi bir Irak, Dubai için pazarı güzel pazarlar. Yine fabrikayı yapabilirsin ama o fabrikayı çalıştırman lazım. Bin tane insan çalıştırma 3 bin çalıştır. BİZE NASİP OLUR MU DEDİK 2 AY SONRA GELDİ BİZİ BULDU Ben Adana’ya giderken şu anki fabrikamın yerinde satılık tabelasını gördüm. Görünce içime şu doğdu. O anda Kervanhan yatırımındaydık ve bütçemiz elverişli değildi. Oradan levhayı gördüm 2 yıldır satılık yazısı varmış. Aile malı olduğu için oğlu mal sahibi babası mal sahibi ve satılamıyor. Geçerken gördüm ve bize nasip olur mu diye içimden geçirdim. Trabzon caddesindeki dükkânda oturuyorum. İki tane adam geldi. Bir tanesi emlakçı, bir tanesi mal sahibinin oğlu. Konuşabilir miyiz Sami Bey dediler. Tesadüfen geldiler. Bu arada ne hacı baba ne Mustafa var. Bizim falan yerde arsamız var satacağız dediler. Bu arada kendi kendime afalladım. Bu arada aradan 2 ay zaman geçmişti. O anda kaça veriyorsunuz dedim. 30 dediler, 24 dedim. Sen satılık olarak geldin ben de bu fiyatı verdim. Ama satmayacaklarını düşündüm. Masadan kalkarsanız pazarlık biter dedim. Mantıklı düşünürüm, belki üç gün beş gün düşünürüm ama masaya oturduğum zaman evet veya hayır der kalkarım. Gayrimenkul konusunda. Tek şartım var babanla görüşeceğim dedim. Bu arada adam bir saat müsaade istedi ve gitti. Geldi ve ben lafımı yemedim. Hayırlı olsun diyerek anlaştık. Hacı baba geldi. İçeri girdi. Bir de bir huyum var. Hacı baba 1 milyar ver dedim kaparo vereceğim dedim. Neyin nesi dedi. Al diyenin malını alırlar. Yatırım var dedi. Dedim hacı baba artık çıkışı yok. Verdik parayı aldık. Ben de gittim babasını gördüm. Ucuz oldu falan dedi ama razı pazarlığı diyerek bu şekilde aldık. AVRUPA STANDARTLARINDA BİR FABRİKA KURDUK Fabrika alanımızı aldık. Sanayideydi bizim yerimiz. Orayı alınca oradan çok güzel bir proje oluşturduk. İtalya’dan mühendis getirdik. Yazdı çizdi. Biz Avrupai son sistem bir fabrika kurmak istiyoruz, bize yardımcı olun dedik. Sadece Türkiye’de satacağız diye kurmadık burayı ve yurt dışına da satacağımızı düşünerek yatırım yaptık. Mühendisler geldi yazdı çizdi proje oluşturdu. Avrupai standartlarda bir işyerin olacak. Biz bu dondurmayı Avrupa’ya satacağız. Onlar geldiği zaman bize baktığı zaman bir numara fabrika kurmuşun diyecek dedik. Bana akıl ve fikir ver yol göster dedik. Bu dondurma İtalya da Roma’da çok farklı. Fabrikalar çok farklı. Bunu yaparken de güzel bir projeyle 30 yılı düşünerek proje oluşturduk. Şu anda sıfırdan derme çatma değil temeliyle ilk kurulan dondurma fabrikası. Güzel bir işletme meydana getirdik. Avrupai bir işletme kurduk. Hedefimiz de 45 ton değil. 50 atmış 70 ton ürün çıkartacak bir fabrika. İSTANBUL’DA MERKEZ KURDUK Franchising oluşturuyoruz. İstanbullu çok geliştiriyoruz. 5 bin metrekare yer oluşturuyoruz. Bunun içerisinde idari bina olacak. Türkiye’nin her tarafına, dünyanın her tarafına ulaşacağız. Merkez yapacağız.





