EGZERSİZ YAŞLANMAYI ÖNLER MİDOÇ. DR. EDEER: “KRONOLOJİK YAŞI KONTROL EDEMEYİZ AMA BİZE CANLILIK VEREN YAŞIMIZI KONTROL EDEBİLİRİZ”ABD New York Dominican ÜniversitesiFizikTedaviProgramıAraştırmaKomitesiBaşkanıDoç. Dr. Fizyoterapist Ayşe ÖzcanEdeer, “Kronolojik (takvim)yaşıkontroledemeyizamabizecanlılıkverenyaşımızı control edebiliriz” dedi. Doç. Dr. Edeer,SANKO Üniversitesi tarafından düzenlenen SANKONUK Programı kapsamında, halka açık konferansta “Egzersiz Yaşlanmayı Önler mi” konusunu anlattı.Güncelçalışmaların, sedanter (hareketsiz) bir yaşam tarzıyla hücrelerin daha hızlı yaşlandığını, kronolojik yaşla biyolojik yaşın her zaman eşleşmediğini gösterdiğini anlatan.Doç. Dr. Edeer,“Araştırmalar gösteriyor ki, kendinizi ne kadar genç hissederseniz o kadar uzun yaşıyorsunuz. Yani, kronolojik gerçek yaşınızla size canlılık veren yaşınızı eşitlemeniz gerekiyor. Bunu yapabilmenin en kolay yollarından biri de düzenle egzersiz yapmaktır” diye konuştu.Düzenli fiziksel egzersize (hem aerobik hem de kuvvetlendirme egzersizleri) katılımınsağlıklı yaşlanmaya katkı sağlayan bir seri olumlu yanıt ortaya çıkardığını vurgulayan Doç. Dr. Edeer, “Düzenli egzersiz metabolizmanızı düzene sokar, kalp damar sağlığınızı korur, insülin direncinizi kırar, kemik erimesini (osteoporoz) önler, kasları kuvvetlendirir, duruşu düzeltir, stresi atar, moral verir, yaşlanmayı geciktirir” ifadelerini kullandı.Egzersizle beraber mitokondrial faaliyetler artarak, insanların kendilerini daha zinde hissettiklerini anımsatan Doç. Dr. Edeer, şöyle devam etti:“Ayrıca yeni ve genç mitokondriler enerji üretirken daha az serbest radikal bırakır. Bu da hücre yaşlanmasını yavaşlatır. Bu nedenle düzenli egzersizin, yaşlanma sonucu ortaya çıkan fonksiyonel düşüşü önlediğini veya yavaşlattığınısöyleyebiliriz.Bununla birlikte fiziksel aktivitelerin gerçek anlamda ‘egzersiz olarak’ algılanabilmesi için, düzenli (haftada en az 3 kere 40 – 45 dakika) uygulanması gerekmektedir.”Sunumunun ardından katılımcıların sorularını yanıtlayan Doç. Dr. Edeer’e, SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı tarafından hediye ve teşekkür belgesi takdim edildi. SANKO SANAT GALERİSİ’NDE LİTOGRAFİ SERGİSİRESSAM ATİLLA ATAR: “LİTOGRAFİ, ZAMAN ALAN, UĞRAŞ GEREKTİREN VE OLDUKÇA KARMAŞIK AMA BİR O KADAR DA ZEVKLİ OLAN BİR TEKNİK”Ressam Atilla Atar, 31’inci kişisel litografi (baskıresim) sergisini Gaziantep’te sanatın ve sanatçının buluşma merkezi haline gelen Sanko Sanat Galerisi’nde açtı.Litografi tekniğiyle yaptığı eserleri Gaziantepli sanatseverlerin yoğun ilgisi ve beğenisiyle karşılanan Atar, “Gaziantepli sanatseverlerin sergiye olan ilgilerinden, litografilerimi onlarla paylaşmaktan mutluluk duydum. Gaziantep’te sergi açmama ev sahipliği yapan Sanko Ailesine çok teşekkür ederim” dedi.Galerideki sanatseverlerin baskıresime ilgilerinden memnun kaldığını belirten Atar, “43 yıldır litografi sanatı çalışıyorum. Bu sergide çoğunu son dönemlerde yaptığım 35 renkli litografiyi sanatseverlerle paylaşıyorum. Litografi, zaman alan, uğraş gerektiren ve oldukça karmaşık ama bir o kadar da zevkli olan bir teknik. Özgün baskıresim sergilerinin ülkemizde çoğalması, sanatseverler tarafından izlenmesi Türk resminin gelişimi açısından da çok önemli" diye konuştu.Atar, sergilediği baskıresimlerde kullandığı litografi tekniği hakkında şu bilgileri verdi:“AloisSenefelder tarafından 1796 yılında bir rastlantı sonucu bulunan ve uygulanan litografi tekniği, suyun ve yağın birbirini itmesi kuralına dayanarak gerçekleştirilen baskı yöntemidir. Bu kurala göre sanatçı, yağlı kalem ya da yağlı mürekkeple oluşturduğu deseni ya da kompozisyonu toz reçine, talk pudrası, nitrik asit, Arap zamkı, su ve terebentinin kullanıldığı bir dizi işlemden sonra taş kalıp yüzeyine tespit eder. Litografi presinin kullanıldığı baskı aşamasında, sürekli ıslak tutulan taş kalıp yüzeyine merdane ile verilen baskı mürekkebi, salt desenin kapladığı yağlı alanlara tutunacak, yağsız ve ıslak alanlar ise temiz kalacaktır.Litografide, yapısında yüzde 94-98 oranında kireç karbonatı bulunan, 10-12 cm kalınlığında değişik boyutlarda taş kalıplar kullanılır. Kalıp yüzeyi, küçük gözenekli, yağa karşı duyarlı, doğal ve homojendir. Yüksek baskıda oyulmayan, çukur baskıda oyulan alanların etkilenmesi söz konusu iken bu teknikte kalıbın tüm yüzeyi etkilenir. Bu özelliğinden ötürü litografi sanatçısı, taş kalıp yüzeyini, kâğıt üzerine desen çizer gibi, suluboya çalışır gibi kullanır. Yağlı kalem veya yağlı mürekkep duyarlı yüzeyi derinlemesine etkiler. Taş kalıp yüzeyinde yüksek veya çukur alanlar oluşmaz. Bu nedenle litografi bir düz baskı tekniğidir.”Litografi sanatının sanatçıya, sayısız çeşitleme olanakları ve zenginlikler sunduğunu anımsatan Atar, baskı kağıdına önceden belirlenen sayıda basılarak gerçekleştirilen litografilerin sanatçı tarafından numaralandırılarak imzalandığını, baskının tüm sayılarının aynı değerde ve özgün olduğuna vurgu yaptı.LİTOGRAFİ ÇALIŞMA DİSİPLİNİME DAHA UYGUNEskişehir’deki atölyesinde çalışmalarını sürdüren Atar, litografiye olan ilgisinin ne zaman ve nasıl başladığına değinerek, şöyle devam etti:“Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nde öğrenim görürken yüksek baskı tekniğinde baskı resimler yapıyorduk. Yeterli donanım olmadığı için uygulayamadığımız diğerbaskıresim tekniklerini gezdiğimiz sergilerden tanıyor, filmlerden izliyorduk. Litografi tekniğini ilk kez 1963 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Öğretici Filmler Merkezi’nde izlediğimde, uygulama yönteminin farklılığı, karmaşıklığı ve baskı aşaması çok ilgimi çekmişti. İlgi duyduğum bu tekniği, 1975 yılında Paris EcoleNationalSupérieuredesBeauxArts’da Litografi atölyesinde öğrendim. Orada diğer özgün baskıresmin tüm tekniklerini uygularken, litografinin çalışma tarzımave disiplinime daha uygun olduğunu gördüm. Baskıresim sanatçılarına baktığımızda da her sanatçının genellikle bir teknikte yoğunlaşarak yetkinleştiğini görüyoruz.Sanatsal özgünlüğün baskının tüm aşamalarında devam etmesi de benim litografiyi yeğlememe neden oldu diyebilirim. Bu süreçte, çalışma ortamı, o an içinde bulunduğum ruh hali, imge, algı, bellek, imgelem gibi ussal süreçler, dış uyarılar gibi etkenlerle, renk, çizgi, doku, boşluk, doluluk gibi sanatsal değerlerle düşünen aklın ürününü gerçekleştirirken karşılaştığım sürprizlerden de heyecan duyuyorum. Ayrıca baskı sürecinde çalıştığım renk kalıpları zaman zaman yeni bir baskıresmin başlangıcını oluşturabiliyor. Oluşan bu yeni kompozisyonları değerlendirmekten de büyük keyif alıyorum. Böylelikle, gerçekleştirdiğim baskıresimlerim arasında devamlılık ve bütünlük meydana geliyor.”Galerinin 14 yıldır sanatçıların buluşma noktası olduğunu ve şimdiye kadar 230’un üzerinde sergi açıldığını söyleyen Sanko Sanat Galerisi Yürütme Kurulu Üyesi Murat Köylüoğlu ise Türkiye genelinde önemi bilinen bir galeri olduklarını ve bu anlamda çok mesafe kat ettiklerinin altını çizdi.Konuşmalardan sonra Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nden sınıf arkadaşı Selahattin Altınok, SANKO Holding tarafından bastırılan ve Gaziantep Arkeoloji Müzesi’nin bilimsel yayını olan “Belkıs Zeugma ve Mozaikleri” isimli bilimsel yayını, sanatçı Atilla Atar’a hediye etti.Sanko Sanat Galerisi Seçici Kurul Üyesi Aslı Özen, Sanko Park İşletme Müdürü Taner Neng, GTO Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim Öğretmeni Hüseyin Yıldırım, emekli tarih öğretmeni Sabri Turan katılımı ile açılan Atar’ın sergisi, 20 Nisan 2018 tarihine kadar her gün 10.00-22.00 saatleri arasında gezilebilecek.SANATÇI1944 yılında Trabzon Vakfıkebir’de doğan Atar, 1962 yılında Edirne Erkek İlköğretmen Okulundan, 1965 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nden mezun oldu. Paris EcoleNationaleSupérieuredesBeauxArts’dabaskıresim dalında uzmanlık eğitimi gören sanatçı, 1986’da İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi’nde Sanatta Yeterlik derecesi aldı.Buca Eğitim Enstitüsü, Anadolu Üniversitesi ve Yaşar Üniversitesi’nde çalışan sanatçı, Anadolu Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığı, Güzel Sanatlar Enstitüsü Müdürlüğü ve Çağdaş Sanatlar Müzesi Müdürlüğü yaptı. Ülkemizin ilk Baskı Sanatları Bölümünü kuran Atar, 17 ödül aldı, birisi yurt dışında olmak üzere 30 kişisel sergi açtı.Ulusal ve uluslararası çok sayıda sanatsal etkinliğe katılan, yurtiçi ve yurtdışındaki koleksiyonlarda eserleri bulunan, ulusal ve uluslararası yarışmalarda jüri üyeliği yapan sanatçı, halen İstanbul Ayvansaray Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesinde öğretim üyesi olarak yeni sanatçılar yetişmesine katkı sağlıyor.
BÖLGESEL
31 Mart 2018 - 19:01
Güncelleme: 31 Mart 2018 - 19:05
GAZİANTEP SANKO HABERLERİ (2)
BÖLGESEL
31 Mart 2018 - 19:01
Güncelleme: 31 Mart 2018 - 19:05





