YAVUZ AĞIRALİOĞLU: BU YAŞADIKLARIMIZ BİZE REVA MI?

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, katıldığı canlı yayında “Çocuklarımız öldürülüyor, madencilerimiz tutuklanıyor… Emeklinin, dar gelirlinin hali ortada! Her gün uyuşturucu operasyonları ile uyanıyoruz. Bu görüntü bize yakışıyor mu? Bu yaşadıklarımız bize reva mı?” dedi.

 

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, NOW TV’deki Çalar Saat programında İlker Karagöz’ün konuğu oldu. Maaşlarını alamadıkları için Eskişehir’den Ankara’ya yürüdükten sonra Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde gözaltında alınan 110 madenci ile ilgili üzüntülerini dile getiren Genel Başkan Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:

 

“Meselelerle, münasebeti devamlı probleme dönen bir ülke haline geldik. Program başlığınız olan ‘Reva mı’ çok değerli bir başlık. Bu aslında Anahtar Parti'nin siyasi mesuliyet trampleni. Biz aslında bu kelimenin karşılığına kurulduk. Bu memlekette yaşadıklarımız bu millete reva mı? Çocuklarımızın okulda çektikleri onlara reva mı, madenler açılıyor. Madenler açılırken civarda bozulan ekosistem, o bölgede yaşayan insanlara bunlar reva mı? Emeklilerin yaşadıkları onlara reva mı? Çocuklarımız eğitim görmek istiyorlar. Eğitimde yaşadığımız sorunlar çocuklarımıza reva mı?

 

SANAYİCİLERE SORUN; ‘BU FAİZ BİZE REVA MI’ DER!

 

Madenlerimiz çıkarılırken çıkarana kadar çatışma çıkıyor. Çıktıktan sonra memleketin kaynaklarını zenginlik sebebi yapacağız diye bir hassasiyet gelişiyor ama memleketin toplumsal beraberliği zayıflıyor, tartışmaya başlıyor. Biz işimizi dört başı mamur yapamıyoruz. Aslında bu kadar güzel bir memleketin, bu kadar imkânı bol bir memleketin, bu kadar insanı güzel bir memleketin, meselelerini doğru yönetebilse dünyanın en saygın, en zengin, en müreffeh ülkelerinden biri olacak memleketin bu halde olması millete reva mı, devlete reva mı, bize revamı yahu? Emekliyi yakalıyorsunuz bu bize reva mı diyor. Dar gelirli, asgari ücretli bu bize reva mı diyor. Sanayiciye sorun. Bu kadar faiz bize reva mı diyor, esnafa sorun bu kadar enflasyon bize reva mı diyor. Bu şartları öğretmenlere sorun. Öğretmenler ‘bu kadar elimizin kolumuzun bağlı hale gelmesi ve çocukları eğitmek zorunda kaldığımız bu süreçte yaşadığımız şartlar bize reva mı’ diyor. Herkes bize reva mı diyor. Bu yaşadığımız şeyler bize reva mı?

 

SESLERİNİ DUYURMAK İÇİN GELİP FİNALİ KODESTE YAPIYORLAR!

 

İnsanların çalışıp yıllarca emek ettikleri yerden elleri iki yanlarına düşmüş çaresiz bir şekilde ‘sesimizi devletimize duyurmak istiyoruz’ diye gelip finali kodeste yapmaları! Bu mesela Türkiye'nin yönetim fotoğrafına reva mı? Görüntümüze bakın; çocuklarımız öldürülüyor, madencilerimiz tutuklanıyor, öbür tarafta eylemler var. Altın, insan ticareti, kara para aklamaları, mafyalar, çeteler, uyuşturucu operasyonları dışarıda bir görüntü var. Türkiye'yi büyük bir fotoğrafın üstüne koysanız bir jenerik aksa o jenerikte olanlar bu ülkeye reva mı?  Bu görüntü biz miyiz? Koca Türk milletinin dışarıya verdiği görüntü bu mu? Her gün uyuşturucu operasyonuyla uyanıyoruz. Her gün sansasyonel, dehşetli bir şey yaşıyoruz. Her gün büyük acılar yaşıyoruz. Her gün bir konkordato duyuyoruz. İntihar duyuyoruz. Kaçakçılık duyuyoruz. Mafyalaşma duyuyoruz. Çocuklarımızın katlini duyuyoruz. Eylem duyuyoruz.

 

TÜRKİYE’DE YAŞANANLAR YÖNETİM TÜRBÜLANSIDIR!

 

Bu nedir? Bu yönetim türbülansıdır. Bu Türkiye'de yaşadığımız şey bir türbülanstır. Bir dağınıklıktır. Plansızlık, programsızlık, strateji geliştirememek, doğru okuyamamak, dünyayı doğru okuyamamak, durumu doğru okuyamamak. Her şeye bakacaksınız, tedbir alacaksınız. Biz şimdi ne görüyoruz genelde? Karşılaştığımız her sorundan sonra dehşet yaşıyoruz. Yaşadığımız şeyin dehşetinden sonra tedbir konuşuyoruz. Tedbir önceden konuşabilen, önceden önlem alabilen, önceden başa bela gelmeden, başa acı gelmeden, büyük acılar ve yıkım yaşanmadan tedbir alabilen devlet kapasitesi konuşamıyoruz. Heyelan oluyor, tedbir konuşuyoruz. Sel oluyor, tedbir konuşuyoruz. Deprem oluyor, tedbir konuşuyoruz. Katliam oluyor, tedbir konuşuyoruz. Arsızlık, hırsızlık, yolsuzluk tedbir konuşuyoruz. İsraf olup hep tedbiri sonradan konuşuyoruz. Tedbir, adı üstünde tedbir önceden alınana deniyor. Sonradan alınan şey tedbir değildir, o mecburiyettir. O mecburiyet de gideni getirmez.

 

SORUNLAR NE ZAMAN ÇÖZÜLECEK; 2053’TE Mİ?

 

Biz evlatlarımıza memleket bırakacağız. Cumhurbaşkanı'nın bir tweetini gördüm. ‘Çocuklarımıza huzurla yaşayacakları bir memleket kuracağız inşallah.’ 24 yıldır iktidarda sayın Cumhurbaşkanı. Söylediği söz bu. İnşallah kuracağız dediğinize göre bunu ne zaman planladığınızı da söylerseniz memnun olacağız. 24 yıldır icranın başındasınız. Sizin iktidara geldiğiniz zaman doğan çocuklar 24 yaşında. O dönem ilkokul çağındakileri de katarsanız 30-35 bandında yaşı olanlar sizinle hayatı tanıdı. Şimdi bu kadar büyük bir imkânı nasıl kullanmış ya da kullanamamış olmalısınız ki siz ‘çocuklarımıza huzurla yaşanacak bir memleket kurmak zorundayız’ diyorsunuz. İktidara yeni geliyormuşsunuz gibi konuşmaya başlıyorsunuz. Çözmeyi vaat ettiğiniz programlar ve sorunların hepsi duruyor. Sonra siz hepsiyle ilgili muazzam bir toplumsal yükle karşılaşınca arzı endam ediyorsunuz milletin karşısında ki; ‘biz bunları çözeceğiz evelallah.’ Ne zaman 2053'te mi?

 

ÇOCUKLAR OKULA AÇ GİDİYOR!

 

Çocukların aç olduğu, okula aç gittiği bir ülkede siyaset vazifesini yapmıyor demektir. Onu bilecek. Bunu planlayacak. Çocuklara okulda yemek verilecek. Kreşler konuşuluyor, kreş açılacak. Güvenlik yok, güvenliği sağlayacaksınız. Bunun için evlatlarımızın katledilmesini beklemeyeceksiniz. Daha önce duyacaksınız. Akran zorbalığı var. Engelleyeceksiniz. Bunu engelleyecek mekanizmaları kuracaksınız. Bütün bunlar bizim siyasi olarak hükümet rekabetinden söylediğimiz değil, devletin, milletin istikbaline söylediğimiz şeyler. Buna kapasitesi olan bir memleketiz. 19 milyar dolar faiz ödedik 2026’nın ilk 3 ayında. Faiz, ana para değil! Faiz ödemesi böyle olan bir memlekette 86 milyonun alın terini faiz lobilerine öderken para buluyorsunuz. Çocuklarınıza yemek parası bulamıyorsunuz. Buna kimseyi inandıramazsınız. Bu faize sebep olan israf sarmalını, yönetim zafiyetini ortadan kaldırırsınız. Bu faiz lobilerine verdiğiniz parayı verirsiniz çocuklarınıza. Çocuklarınız beslenme problemlerinden kurtulurlar. Emeklileriniz bu feryat figan bağırmaktan kurtulurlar. Faiz lobilerine parayı buluyorsunuz. Kur korumalı mevduatta zenginlerinize parayı buluyorsunuz. Etrafınızda yığınlaşmış iş adamlarının hepsine vergiden muaf tutup para buluyorsunuz ama milletinize bulamıyorsunuz. Anahtar Parti, bu yanımdakilere bulurum, zengine bulurum, faiz lobisine bulurum ama milletime bulamam maharetsizliğinin alternatifi olarak geliyor.

 

HER TÜRLÜ SEÇİME HAZIRIZ!

 

Biz ara, erken, genel her türlü seçime hazırız. Biz muhalefet partilerinin seçime hazır değiliz demesi, memleket yönetmeye hazır değiliz demesidir. Böyle bir şeyi muhalefet partiler demez. Zaten biz memleket yönetimini daha fazla yapabiliriz daha yükseğe taşıyabiliriz iddiamız olmasa niye parti kuracağız? Memleket yönetiminde mevcut yönetimi beğensek, niçin ayrı bir parti kuracağız? Dolayısıyla biz zaten şunu demiş oluyoruz, ‘daha iyisini yapabiliriz.’ Bundan çok daha fazlasını yapabiliriz. Memleketi iyi yönetemiyorsunuz. Bunu diyenler seçime hazırız da demiş oluyorlar. Biz de ara, erken, baskın ne diyorlarsa seçime hazırız.

 

ANAYASA’YA HÜKÜM YAZILACAK: ENFLASYONU DÜŞÜREMEYEN HÜKÜMET SEÇİME GİDER!

 

Enflasyonu daha önce tek haneli rakama düşürdüler, 2002'de aldıklarında düştü. Sonra bunun niye arttığını söylesinler bize. Şimdi niye düşürmek zorunda olduklarını biz biliyoruz. Çünkü canımızı çıkardılar. Enflasyonu düşürmeye çalışırken de canımızı çıkarıyorlar. Enflasyon düşmüyor millet düşüyor! Enflasyon düşmüyor esnaf düşüyor! Tayyip Bey enflasyonu 2019'dan beri düşüreceğiz vaadinde bulunuyor. Tek hanede rakamlara düşüreceğiz demeye 2019'da başladı. Kaç yıl oldu? 7 yıl. İkinci yükselişten sonra 7 yıl. Şimdi biz Anahtar Parti olarak bir şey söylüyoruz. ‘Enflasyonu 8 çeyrekte tek haneli rakama düşüremeyen hükümet 3 ay içinde seçime gider’ diye Anayasa’ya hüküm yazılacak. Enflasyonu 7 yıldır tek haneli rakama düşürmeyi vaat ediyorsunuz. Nurettin Bey'i de denediniz. Mehmet Şimşek'i de denediniz. Birbirinin tam tersi istikamette iki programı bizim üstümüzde denediniz. Enflasyon düşmedi. Şimdi Anayasa’ya hüküm koyacaksınız. Biz koyacağız. Ya da bunu koyacaksınız. Diyeceksiniz ki enflasyonu 8 çeyrekte düşüremeyen hükümet 2.5 senede düşüremeyen hükümet 3 ay içinde seçime gider. Anayasaya seçim kanunu gibi koyacaksınız bunu böyle amir hüküm gibi koyacaksınız. Yeni anayasa gündeminin başına eklesinler bunu.”