YAVUZ AĞIRALİOĞLU: BAŞLADIĞIMIZ GİBİ BİTİRECEĞİZ!
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Afyonkarahisar’da düzenlenen halk buluşmasında, “Anahtar Parti, saygının, sevginin partisidir. Çirkin söz bizden çıkmayacak. Bizimle rekabet ederken hakareti, iftirayı yol edinenlere de öğreteceğiz. Kim konuşuyorsa onlara da hürmetsizlik etmeden söyleyeyim. Biz başladığımız gibi bitireceğiz” dedi.
Afyonkarahisar’da partisinin İl Başkanlığı açılışı öncesi düzenlenen halk buluşmasında konuşan Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Anahtar Parti, Türk siyasetinde AK Parti ile CHP arasında yüzde 50+1’e mecbur edildiği bu koridorlardan çıkaracak, yeni bir yolun mümkün olduğunu Türk milletine gösterebilme hassasiyetinin partisidir. Nezaketin partisidir. Terbiyenin partisidir. Ciddiyetin partisidir. Merhametin partisidir. Planın, programın, gayretin partisidir. Saygının, sevginin partisidir. Hürmetin partisidir. Çirkin söz bizden çıkmayacak. Nezaketsizlik, ölçüsüzlük bizden çıkmayacak. Rekabetli olduklarımıza da öğreteceğiz. Bizimle rekabet ederken hakareti, iftirayı yol edinenlere de öğreteceğiz. Kim konuşuyorsa onlara da hürmetsizlik etmeden söyleyeyim. Biz bu siyasetin hukuklarını başladığımız gibi bitireceğiz” diye konuştu.
Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:
UMUDU OLMAYA SÖZ VERDİĞİMİZ COŞKUNUN KALABALIKLARI
“3 Mayıs Dünya Türkçülük Günü… Bu kalabalıklar, 300 milyon Türk dünyasının, 2 milyar insanlık nüfusunda merhamet beklenirken; kendisi merhamete muhtaç hale getirilmiş insanlığın ve ümmetin umudu olmaya söz verdiğimiz coşkunun kalabalıklarıdır. Bu kalabalıklar; Afyonkarahisar’da, Cumhuriyeti kurduğumuz topraklarda, yarın uzanacağımız yetim başlarının merhamet kalabalıklarıdır. Bu kalabalıklar, Doğu Türkistan’daki hıçkırıklara uzanacak kudretli elin kararlılığıdır. Bu kalabalıklar, Gazze’de, biz burada salonlarda otururken canına kast edilen çocukların, anneleri öldürülmüşken sahipsizlik duygusu yaşayan yetimlerin kahrına sebep olan zulme son vereceğimiz günlerin kudretli iradesinin kalabalıklarıdır. Bu kalabalıklar, adaleti bir şal gibi üzerimize örtülen, Türk milletinin yeniden ayağa kalkmasına söz vermiş çarpan sinelerin kalabalıklarıdır. Bu kalabalıklar, Ahmet Minguzzi’nin ailesinin çığlıklarına seni duyuyoruz diyen kalabalıklardır. Katledilmiş çocuklarımızın, pırıl pırıl evlatlarımızın, melek gibi çocuklarımızın arkasından sahipsizlik duygusu çeken anaların, babaların feryadını duyuyoruz diyen kalabalıklardır. Yirmi bin lirayla yaşamak zorunda bırakılmış, ‘hamdedilmiyor diye nankörlük’ suçlamasıyla karşılaşmış emeklilerimizin mahcubiyetini duyan kalabalıklardır. Bu kalabalıklar tarlasındaki ürünün hakkını alamamış, tarlasını ekmiş ama hissesine hüzün düşmüş çiftçilerin derdinin kalabalıklarıdır.
BÖLÜNÜP PARÇALANAN MEMLEKETİ BİRLEŞTİRECEK KALABALIKLAR
Parti diyerek, mezhep ve meşrep diyerek bölüp parçaladığınız, rozetlerle birbirine düşürdüğünüz memleketi ay yıldızlı al bayrağın altında birleştirecek kalabalıklardır. Benim partim diyerek partiyi devletin yerine koyan, devleti kendi malı zannedip sizden olmayanları devletin imkanlarıyla cezalandırmayı hak gören bu berbat iklimi değiştirmeye yemin etmiş kalabalıklardır. Çocuklarına eğitim veremediğimiz, hayallerini koruyamadığımız, çocukları okulda güven içinde tutamadığımız, sınırları koruyamadığımız ve sınırdan geçen madde bağımlılığının pençesinde evlatlarımızın yitip gitmesine sebep olan kontrolsüzlüğün önüne geçecek kalabalıklardır.
ALLAH ZEVAL VERMESİN NASİHATI…
‘Allah devlete zeval vermesin’ diye bin yıldır bu topraklarda tutunmuş devletin; niye zeval bulduğunu bildiği için duasına ‘Allah devlete zeval vermesin’ diye kıymetli bir nasihatı, duayı eklemiş olan bir milletin, yine devletinin zeval zamanında olduğunu fark etmiş ve milletine kavuşmaya kastetmiş kalabalıklardır. Türk milletinin devleti zeval bulunca insanlığın hissesine ne düştüğünü biliriz biz. O yüzden ‘Allah devlete zeval vermesin’ diye bir dua vardır Türk milletinin dilinde. Parti işleri hikâyedir. Türk milleti gibi mesuliyeti büyük bir milletin, particilikle kaybedeceği her gün millete hakarettir. Parti nedir? Sizin bu parti dedikleriniz, uğruna bütün bir memleketi bölüp parçalamayı göze aldıklarınızla beraber parti hevesleriniz nedir? Aşı büyütmüyorsa, işi büyütmüyorsa, sofraya kavuşmuyorsa, yaşamımızı kolaylaştırmıyorsa, sokakta güvenliğimiz olmuyorsa, torpile ve rüşvete düştüğümüz bu berbat iklimi değiştirmiyorsa, adam olmadan iş yapamadığımız bu memleketi kimlik kartımızla her işimizi yapacak hale getirmiyorsa sizin bu parti dediğiniz nedir?
MADEM SİZ BÜYÜK VE BAŞARILISINIZ; MEMLEKETİN HALİ NE?
86 milyon koca bir memleket var. Evladı var, üreteni var. Ticaret yapsa dünyanın her yerine yetecek olanı var. Sanayicisi var, girişimcisi var. Mesleklerine göre, yeteneklerine göre imkân verseniz dünyanın her yeriyle rekabet etme fırsatı olan bir memleketi bu hale getirdiniz. Hepiniz partici olsanız nedir? Bu partilerin hikâyesi, 2026 yılında yaşadıklarımızla bellidir. Karne bellidir. Elimize verdiğiniz sonuç bellidir. Önünüzde mikrofon konuyor, metinleriniz güzel. Sizin danışmanlarınız güzel, iktidarınız güzel. Madem siz büyüksünüz, madem siz başarılısınız, madem işiniz de sözünüz de güzel bu şekilde konuşabiliyor, bu şekilde davranabiliyor oluyorsanız siz, millet niye bu kadar fakir? Millet niye bu kadar aç? Milletin çocukları niye bu kadar işsiz? Bu kadar enflasyonun sebebi kim? Bu kadar enflasyona sebep olan ne? Bu sofralarda evlatlarına yetemeyen anaların mahkûmiyeti ne? Bu babaların ceplerinden evlatlarına harçlık verememe utancı ne? Evlatlarını evlendiremeyen anaların derdi ne? Ayakta kalamayan çiftçilerin hali ne? Madem siz bu kadar büyüksünüz, madem partileriniz bu kadar büyük, şu ülkenin haline bakın. O yüzden Anahtar Parti, parti hevesine kurulmadı. Particiliğe kastederek kuruldu. Particilikten bir şey olmaz demeye kuruldu. Parti bize lazım değil, bize akıl lazım demeye kuruldu. Parti değil, bize strateji lazım demek için kuruldu. Bizi ayağa kaldıracak bir irade lazım diye kuruldu. Ciddiyete kuruldu, oyuna kurulmadı, role kurulmadı. 86 milyona kuruldu. Çocuklarımızın hayallerine kuruldu. Geleceğe kuruldu. Gelecek iddiasına kuruldu.
ADALETLE KALKINIR DEMİŞLER; YAPABİLMİŞLER Mİ?
İsimleriyle memlekete imkân olmaya çalışan partiler kuruluyor. Burada misafirlerimiz var, şeref verdiler. Demokrat Partili il başkanı burada, Zafer Partili il başkanı burada, DEVA Partili il başkanı burada, Gelecek Partili il başkanı burada, il başkanlarımız burada. İsimlerine bakıp memleketin sorunlarına derman olmak için, millete gelecek olmak için bu ismi alıyorlar. DEVA milletin sorunlarına deva olmak için bu ismi alıyor. Demokrat Parti milletin demokrasiye olan ihtiyacını vurgulamak için demokrat iradesini taşıyor. Gelecek Partisi, Zafer Partisi herkes kendisine aldığı isimle talip olduğu bir mesuliyet taşıyor. O mesuliyet şu; memleketin ihtiyaçlarını sayıyoruz, biz böyle isimler alıyoruz. Bizim böyle isimler almamıza sebep olan şey ne?
Memleketi 2002 yılında adaletle kalkındıracağım diye bu ismi kendisine almış parti başaramayınca biz böyle kendimize isim koyup mesuliyetle milletin karşısına çıkmak zorunda kaldık. Ülkeyi adaletle ayağa kaldıramadığı için adaletle kalkınma iradesini Tayyip Bey şöyle demiş; ‘Bir ülke ancak adaletle kalkınabilir.’ Yapabilmiş mi? Yapamadığı için biz parti kurmak zorunda kaldık.
ANAHTAR PARTİ YENİ BİR YOLUN MÜMKÜN OLDUĞUNU GÖSTERECEK
Herkes bilsin; Anahtar Parti, Türk milletinin bundan sonraki dönemde yönetim namzetidir. Anahtar Parti, CHP ve AK Parti tahterevallisine sürüklenmiş memleketi, bu tahterevalliden kurtaracak yeni sıklet merkezidir. Anahtar Parti, Türk siyasetinde AK Parti ile CHP arasında yüzde 50+1’e mecbur edildiği, bu koridorlardan çıkaracak, yeni bir yolun mümkün olduğunu Türk milletine gösterebilme hassasiyetinin partisidir. Nezaketin partisidir. Terbiyenin partisidir. Ciddiyetin partisidir. Merhametin partisidir. Planın, programın, gayretin partisidir. Saygının, sevginin partisidir. Hürmetin partisidir. Çirkin söz bizden çıkmayacak. Nezaketsizlik, ölçüsüzlük bizden çıkmayacak. Bizimle rekabet ederken hakareti, iftirayı yol edinenlere de öğreteceğiz. Kim konuşuyorsa onlara da hürmetsizlik etmeden söyleyeyim. Biz bu siyasetin hukuklarını başladığımız gibi bitireceğiz.
ETİ NE BUDU NE DENDİ! ANAHTAR PARTİ 6-7 BANDINA GELDİ
Hürmetsizlik etmem. Biz siyasette Cumhuriyet Halk Partisi’nin gölgesinde kalacak mıyız? Kalmayacağız. AK Parti’nin de gölgesinde kalmayacağız. Hangi ittifakta yer alacaksınız? Diyorlar. Milletle ittifak yapacağız. Biz ayaktayız. Eti ne budu ne denilebilir! Bize kurulduğumuzda ‘eti ne budu ne’ imaları yapıldı. 6-7 bandına geldi Anahtar Parti. Bu kadar kazandıklarına göre kesin bir yerlerin himayesindedirler diyorlar. Yarın bu lafı da değiştirteceğiz onlara. Yarınlarda şöyle demeye başlayacaklar; ne planlıyorsunuz? Millete gelecek planlıyoruz diyeceğiz! Oyun kurucusu olduğumuz bir denklemi Türk milletine teklif edeceğiz. Toplumu seçim dönemine sorumlu vereceğiz. Dindarsanız AK Parti’ye, milliyetçiyseniz MHP’ye, cumhuriyetçiyseniz, solcuysanız, sosyal demokratsanız, Aleviyseniz CHP’ye, Kürtseniz DEM’e diye bir alışkanlıkları var bunların. Bu alışkanlıklarını ters yüz edeceğiz. Hangi mezheptenseniz, hangi meşreptenseniz, Aleviyseniz de Sünniyseniz de, dindarsanız da, sekülerseniz de, nerede olursanız olun, güçlü bir gelecek için Anahtar Parti’ye oy verebilir, omuz omuza çalışabilir, Türk milletini ayağa kaldırabiliriz.
ANADOLU AJANSI YILIN FOTOĞRAFLARI OYLAMASINDAKİ MAHCUBİYET
İsrail’deki azgınlık Afyonkarahisar’da toplanan, milleti için buluşan, milletini, devletini güçlü yarınlara taşıma kararı olan bu toplumun sesini duysun. Sizin azgınlığınıza bırakacak dünyamız yok bizim. Türk milleti ayağa kalkıyor. İsrail’deki azgınlar da bilsin. Anadolu Ajansı her yıl yapıyor. Yılın fotoğraflarını seçtiriyorlar; siyasetçilere, belediye başkanlarına sporculara gidiyorlar. Anadolu Ajansı’nın yaptığı kıymetli bir iş… Yılın fotoğraflarını oyladıktan sonra röportaj yapıyorlar. Dedim; Rabbim bizi affetsin. Bizim hissemize dünyada zulmü durdurmakla şan bulmuş, şeref bulmuş bir milletin hissesine, dünyada nerede zulüm varsa karşısında dağ gibi durmuş Türk milletinin, dünyanın en cesur milletinin evlatlarının hissesine bugün şöyle bir zillet düşürdüler dedim. Biz efendimizin ümmetine, masum çocuklarımıza, kadınlarımıza, kızlarımıza, ırzı, iffeti çiğnenen coğrafyalarımıza sebep oldukları zulümden ‘hangisi en acıydı’ fotoğrafını seçtirdiniz bize dedim. Türklerin hissesine, Türk milletinin hissesine Gazze’de ırzımız, iffetimiz çiğnenirken fotoğraf seçme zilleti düştü, dedim. Anahtar Parti bu duyguyu, bu zilleti Gazze’de kendisine uzanmış alçaklığın elini kırma iradesindeki bir devlet için yola koyulmuştur. İran’da çocukları vururum. İran’ın devletin bütün yöneticilerini vururum. Suriye’ye yerleşirim, Golan Tepesi’ne konarım. Dünyanın her ülkesinde Somali’den, Sudan’dan istediğim her yere yerleşir, üstlenir, istediğimi yapar, istediğimi alır, istediğimi vururum! Bu keyfiliğin karşısında duracak, dünyaya yeniden nizam, yeniden düzen, yeniden sistem hatırlatacak bir devlet için ayaktayız. İspanya’dan bağırıyorlar, sizin alçaklığınıza teslim olmayacağız. İspanya’dan filolar çıkıyor, SUMUD filoları çıkıyor. Üç tarafımız deniz, bizim limanlarımızdan gemi gönderemiyoruz. Merhamet milletinin limanlarından Gazze’ye gemi gönderemiyoruz.
SANDIKLARIN BAŞINDA BU KEZ SİZİ MÜŞAHİTLER BEKLEMEYECEK!
Sandıkların başında hükümeti bekliyor olacağız. Biz sandıkların başında bekliyor olacağız. Kahvenizi de alın gelin. Kahvenizle beraber; evlatlarımızı vura vura bağrımızda yaşlanmış katillerinizin, kırk yıldır terörist olarak yattığı halde kendisini tatmin edip kurucu önder dediğinizi, Mecliste komisyon kurup terör örgütünün yuvası diye kırk yıldır bombaladığımız yerde Meclisi Kandil’e eşitlediklerinizi, adalet ve liyakatin arasını açıp sadakatle ödüllendirip devletin kurumlarını berbat ettiklerinizi; ne varsa hepsini ekleyeceksiniz. Biz sizi sandıkların başında bekliyor olacağız. Sandıklarda bu sefer sizi müşahitler beklemeyecek. Bu sefer sizi sandıklarda 20 bin lirayla yaşayın dediğiniz emeklilerinizle bekleyeceğiz. Sandıklarda sizi asgari ücretlilerinizle bekleyecek. Bu sefer müşahit kullanmayacağız sandıklarda. Bu sefer sandıklarda kırk yıldır şehit oldukları halde ‘şehitler ölmez vatan bölünmez’ diye konuşmalar yapıp sırtını sıvazladığınız halde yolda bırakıp teröristlerle yürüdüğünüze kahırlanan gazilerinizle bekleyeceğiz.
Değişim başladı. Değişimin gücü kudreti başladı. Anahtar var artık milletin elinde. Anahtar; Türk milletinin umudu olsun, duası olsun, devletin gücü olsun, cumhuriyetin sarsılmaz iradesi olsun. 86 milyonun bir arada olma imkânı olsun. Devletin planı programı olsun. Anahtar Parti, Türk milletine hayırlı olsun.”