YAŞAMA SAHİP ÇIKIYORUZ!

Acımız da öfkemizde büyük!

Ülke olarak Şanlıurfa Siverek ve K. Maraş’ta birer gün arayla gerçekleşen saldırılarda çocuklarımızı, öğrencilerimizi ve öğretmenlerimizi kaybetmenin derin acısı, öfkesi ve sarsıntısı içerisindeyiz. Geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimizin nasıl bu noktaya sürüklendiği sorusu bugün milyonların ortak sorusudur. Bu sorunun muhatabı ise çeyrek asırdır ülkeyi yöneten iktidarın bizzat kendisidir.

        Bugün okullarda yaşanan şiddet; eğitimden kültüre, ekonomiden sosyal politikalara kadar yıllardır sürdürülen yanlış politikaların doğrudan sonucudur. Bu tabloyu yalnızca bir “güvenlik zafiyeti” olarak görmek ya da göstermeye çalışmak, gerçeği örtmekten başka bir anlam taşımamaktadır.

        Evet, okullarda ciddi bir güvenlik sorunu vardır.

        Ancak asıl sorun; şiddeti sıradanlaştıran, cezasızlığı yaygınlaştıran, eşitsizliği derinleştiren ve gençleri geleceksizliğe mahkûm eden bu düzenin kendisidir.

        Gençler bugün sadece okullarda değil; sokakta, evde, yaşamın her alanında büyüyen bir şiddet sarmalının içine itilmektedir. Suça sürüklenen çocuklar gerçeği de bu tablonun bir parçasıdır; tesadüf değil, sistematik bir sonuçtur.

        Ekonomik kriz derinleştikçe; işsizlik, yoksulluk ve umutsuzluk büyüdükçe ortaya çıkan boşluk mafya ve çeteler tarafından doldurulmaktadır. Gençlerin geleceği ellerinden alınırken, şiddet ve suç örgütlenmeleri adeta teşvik edilmekte, büyütülmektedir.

        Bu tablonun sorumlusu açıktır.

        Devletin tüm olanaklarını, güvenlik ve yargı gücünü muhalefeti bastırmaya göre konumlandıran; toplumsal yaşamı kendi ideolojik önceliklerine göre şekillendirmeye çalışan iktidar, eğitim politikaları üzerinden de toplumda derin bir çürümenin zeminini yaratmıştır.

        Daha önce de eğitim alanında infial yaratan uygulama ve açıklamalara imza atan mevcut Milli Eğitim Bakanı’nın, bunca can kaybına rağmen hâlâ görevde kalması kabul edilemez. Bakanını korumayı tercih eden iktidar, çocukların, öğrencilerin ve toplumun geleceğini gözden çıkarmaktadır.

        Öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin hayatı bu kadar değersiz değildir!

Eğitim; şiddetin değil, yaşamın, eşitliğin ve umudun alanı olmak zorundadır.

        Artık sözün bittiği yerdeyiz.

        Siverek’te, Maraş’ta ve ülkenin dört bir yanında yaşanan bu acıların bir daha tekrarlanmaması için; şiddete karşı yaşamı savunmak için KESK’e bağlı tüm sendikalar olarak dün ve bugün üretimden gelen gücümüzü kullanarak iş bıraktık.

        Bu eylem yalnızca bugüne değil, geleceğimize sahip çıkma iradesidir.

        Başta veliler olmak üzere tüm toplumu bu haklı mücadeleye destek vermeye çağırıyoruz.

Okullarda ve işyerlerinde tüm kamu emekçilerini, işçileri bu eyleme katılmaya davet ediyoruz.

        Unutulmamalıdır ki: Ancak birlikte mücadele edersek bu karanlığı dağıtabiliriz. Ancak dayanışmayı büyütürsek çocuklarımızın yaşamını koruyabiliriz.