SANKO HABERLERi (4)
SANKO ÜNİVERSİTESİ’NDEN İLKYARDIM EĞİTİMİ
SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü akademisyenleri ve öğrencileri, halka yönelik temel yaşam desteği ve ilkyardım konularında eğitimler veriyor.
Hemşirelik Bölümü 3. Sınıf Öğrencileri, Hemşirelik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Arzu Tuna ve öğretim üyesi Doç. Dr. Medet Korkmaz ile birlikte Gaziantep Sanayi Odası Mesleki Eğitim Danışmanlık Merkezi’nde çalışanlar ve meslek lisesi öğrencileriyle buluştu.
Prof. Dr. Arzu Tuna, üniversitelerin bireylerin sadece meslek edindiği birimler olmadığını, aynı zamanda topluma bilimsel hizmet veren, sorgulatmayı öğreten, yaşam boyu öğrenmeyi hedefleyerek araştıran, doğru bilgiyi toplumsalla paylaşan, akademik anlamda politikalar üreten kurumlar olduğunu söyledi.
Topluma hizmet, bilimsel bilgiyi kullanma, en yeni bilgiyi alana taşıma, hemşirelik öğrencilerinin yaşam boyu öğrenmesini destekleme, hemşirelerin sadece klinik ortamda değil sahada da toplumun içinde bilgi veren, eğiten, danışmanlık yapan rollerini öğrencilere fark ettirme gibi sorumlulukları bulunduğunu belirten Prof. Dr. Tuna, şöyle devam etti:
“Hemşirelik öğrencilerinin sağlık alanında topluma farkındalık kazandırmaları adına SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğrencileri ve öğretim elemanları iki yıldır halka yönelik eğitimler düzenlemektedir. ‘Önce iş sağlığı’ diyerek ‘Temel Yaşam Desteği’, ‘Kanamalarda İlkyardım’ konuları iki gün boyunca, işçilere ve meslek lisesi öğrencilerine anlatarak, farkındalık ve bilinç oluşturmaya çalıştık.”
Bu arada, Hemşirelik Bölümü 3’üncü sınıf öğrencileri, Öğretim Görevlisi Meryem Kılıç danışmalığında, toplumsal sorumluluk kapsamında klinikte yatan diyabet hastalarına “diyabetik ayak ve ayak bakımı” konusunda eğitim verdi.
Hemşirelik 3’üncü sınıf öğrencileri, Gaziantep Doğa Koleji Anaokul öğrencilerine sağlıklı beslenme, hijyen alışkanlığı konularında drama ile eğitim vererek toplumsal sorumluluk adına hemşirelik hizmetlerini gerçekleştirdi.
YARIYIL TATİLİ İÇİN UYARILAR
UZMAN PSİKOLOG – ÇİFT VE AİLE TERAPİSTİ MELİS TÜMER SÜYÜR:“ÖĞRENCİLER İÇİN BİR ÇEŞİT ÖZGÜRLÜK, ARADA BİR SOLUKLANMAK, DİSİPLİNDEN AZ DA OLSA UZAKLAŞMAK FIRSATI OLAN YARI YIL TATİLİNDE, KONU TEKRARI YAPILMALI, YENİ KONULARA ÇALIŞILMALI”
SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Hastanesi Uygulama ve Araştırma Merkezi Uzman Psikoloğu - Çift ve Aile Terapisti Melis Tümer Süyür, “Öğrenciler için bir çeşit özgürlük, arada bir soluklanmak, disiplinden az da olsa uzaklaşmak fırsatı olan yarı yıl tatilinde, mutlaka konu tekrarı yapılmalı, yeni konulara çalışılmalı” dedi.
Süyür, okul dönemi boyunca aynı saatte yatıp, aynı saatte kalkan, düzenli ve tempolu bir çalışma içinde olan, her gün derslerine mutlaka çalışmak durumunda kalan öğrenciler için yarıyıl tatilinin çok büyük önem taşıdığını söyledi.
Öğrenciler için yarıyıl tatilinin bir çeşit özgürlük, arada bir soluklanmak, disiplinden az da olsa uzaklaşmak fırsatı olduğunu belirten Süyür, şu uyarılarda bulundu:
“Çocuklar için gerçek anlamda dinlendirici, rahatlatıcı ve motivasyonla ikinci döneme başlamalarını sağlamak ailelerin elindedir. Sömestrde mutlaka bir tatil programı hazırlanmalı, konu tekrarı yapılmalı, yeni konulara çalışılmalı, ders çalışmak ihmal edilmemeli ve bol bol kitap okunmalı.
Her öğrencinin tatille ilgili beklentisi farklıdır. Kimi öğrenci 15 günlük tatilini, eksiklerini gidermek için ders çalışarak değerlendirirken, kimi öğrenci günlerini televizyon veya bilgisayar başında bu dönemi geçirmeyi tercih ediyor. Televizyon veya bilgisayar başında geçirilen boş zamanın dinlenmekten çok yorgunluk yapar.”
TATİLDE TEMBELLİĞE ALIŞILMAMALI
Birçok öğrencinin yarı yıl tatilini, kitap ve defter kapağı açmadan, okullar açılana kadar televizyon seyrederek, geceleri geç saatlerde yatarak ya da odasına kapanıp bilgisayar başında saatlerini harcayarak değerlendirme eğilimde olduğunu kaydeden Süyür, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu düzene alışık olmayan fizyolojik yapı önceleri zorlanır, daha sonrasında yavaş yavaş tembellik ortaya çıkar. Tatil boyunca tembelliğe alışan bünye okul açıldığında eski düzenine dönebilmek için zorlanacağı gibi, uzun bir süre kendini toparlayamaz. Bunun sonucunda ikinci döneme iyi bir başlangıç yapmak amacıyla verilen tatil tam tersi bir durumla sonuçlanır.
Her öğrenci kendi durumuna göre bir çalışma stratejisi belirlemeli. Kısa ve uzun vadeli hedefler, öğrencilerin çalışma isteklerini kamçılar. Gerçekleşmesi imkansız hedeflerse belli bir süre sonra öğrencinin ümidinin kırılmasına ve çalışma isteğinin azalmasına neden olabilecektir. Bu dönem içinde uygulanabilecek 4 temel strateji; konu tekrarı yapmak, eksik kalan konuları tamamlamak, yeni konulara çalışmak, bol bol kitap okumaktır.”
İNSANLAR ÖĞRENDİKLERİNİN YÜZDE 66’SINI BİR GÜNDE UNUTUYOR
İnsanların öğrendiklerinin yüzde 75’ini bir haftada, yüzde 66’sını bir günde, yüzde 54’ünü de bir saat içerisinde unuttuklarına dikkati çeken Süyür, “Unutmayı önlemenin yoluysa yapılanları tekrar etmekten geçiyor. Özellikle geçmiş konularla ilgili çalışmalarda çok fazla hata yapan öğrencilerin mutlaka genel tekrara ağırlık vermeleri gerekiyor” diye konuştu.
Konu eksiği fazla olan, konuları sınava kadar yetiştirememe korkusu yaşayan öğrencilerin bu tatilde önceliğinin eksik konularını tamamlamak olması gerektiğini anlatan Süyür, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Çünkü ikinci dönem hem zamanın daha kısa olması hem de bahar mevsiminin gelmesi ve sıcakların başlaması nedeniyle öğrenci için güçlüklere yol açabilir. Konu eksikleri olmayan ve çalıştığı konularda az hata yapan öğrenciler ise yeni konulara çalışabilirler. Kitap okumaya karşı ilgisi olmayan öğrencilerin kalıcı başarılar yakalaması çok güç. Böyle bir alışkanlığa sahip olmayan öğrenciler için tatil bulunmaz bir fırsattır.”
AİLELERE ÖNERİLER
“Çocukların sağlıklı bireyler olarak yetişmesinde ‘koşulsuz sevgi’ ve ‘güven’ duygusunun önemli etkileri vardır” diyen Melis Tümer Süyür, ailelere uyarılarını şöyle sıraladı:
“Çocuklarınızın düşük not alma nedenlerini birlikte tartışıp çözüm üretin, karar alma süreçlerinize çocuğunuzu da dahil ederek sorumluluk bilincinin gelişmesine katkı sağlayın. Okul zamanında kalkış saati, çalışma saati gibi belli rutinlere alışmış çocuklarınızın tatil döneminde vakitlerini eğlendirici ve eğitici geçirmelerine yardımcı olun. Çocuğunuzla mümkün olduğunca çok zaman geçirin, tatili birbirinizi daha iyi tanımak, anlamak ve birbirinizin arkadaşlığından zevk almak için değerlendirin.
Yetenek, ilgi ve beceri bakımından her çocuğun kendine özgü özellikleri olduğunu unutmayın. Bu nedenle çocuğunuzun dönem boyunca sergilediği performansı başka çocuklarla asla kıyaslamayın. Çocukları ikinci döneme motive ederken kullanılacak en yanlış yöntemlerden biri kaygıyı artıran ve özgüveni azaltan ifadelerdir. Başarısız karne getirdiği için sevgi göstermemek ve ilgisiz davranmak gibi yanlış tutumlarla karşılaşan gençlerin genellikle güven kaybı yaşadıkları görülüyor.
Tatilde ilk dönemin yorgunluğunu atmak, bedeni dinlendirmek ve zihni bir nebze olsun rahatlatmak da çalışmak kadar önem taşıyor. Bu nedenle tatil programına; sevilen ve zararsız televizyon programlarının izlenmesi, arkadaşlarla bir araya gelinip ortak aktiviteler yapılması, yakınların ziyaret edilmesi, hobilere daha çok zaman ayrılması gibi zevk alınacak birtakım aktiviteleri de eklemek çocuklarımıza iyi gelecektir, ancak tüm bunları yaparken ölçülü davranmak gerektiğini unutmayalım.”
SANKO OKULLARINDA LİSELİLER, ORGTAOKUL ÖĞRENCİLERİNİ KONUK ETTİ
SANKO Liseleri, “8’inci Sınıf Laboratuvar Atölyesi” çalışmaları kapsamında, SANKO Ortaokulu 8’inci sınıf öğrencilerin, konuk etti.
SANKO Koleji – Fen ve Teknoloji Lisesi Müdürü Uğur Topuz’un, ziyarete ilişkin bilgilendirme yapmasının ardından, 9’uncu sınıf öğrencileri Semih Sağlam, Betül İrem Savman ve Erencem Özbey, SANKO Liselerinde öğrenim görmenin ayrıcalıkları konulu kısa paylaşımda bulundu.
2016-2017 mezunlarından Furkan Bulgur ise SANKO Lisesini tercih etme nedenini ve kendisini Türkiye derecesi yapmaya götüren çalışma ilkelerini anlattı.
Program içeriğinde öğrenciler, lise fen zümresi öğretmenleri rehberliğinde laboratuvarlarda çeşitli çalışmalar yaparak öğrenmeyi keyifli hale getirdi. Robotik dersinde robotik kodlama, genetik dersinde çileğin izolasyonu, enfeksiyon yayılımı ve genetik bilim dalı çalışma alanları hakkında bilgi alan öğrenciler, çalışmalarına mekatronik dersinde pnömatik sistemler, CNC ve 3D yazıcı uygulamalarını ekleyerek bilime farklı açılardan yaklaşımda bulunmayı öğrendi.
Fizikte elektrik devreleri, eşit kollu terazi yapımı, lambaların parlaklığı, basit makinalar konularıyla ilgili çalışmalar yapan öğrenciler, kimya laboratuvarında hal değişimi (süblimleşme), sihirli mürekkep, yapay kar tanesi, plastik oluşturma ve ince tabaka kromatografisi deneyi yaptı.
Biyoloji dersinde beyin ve göz diseksiyonu, bilimsel videolar, güncel ilginç biyolojik vakalar ile ilgili bilgilendirme yapılan öğrencilere “Biyoloji Bir Yaşam Tarzıdır” başlıklı sıra dışı bilgilerden oluşan küçük birer kitapçık verildi.
Deney yaparken yaşayarak öğrenmenin verdiği mutluluğu öğrencilerle paylaşan öğretmenler de öğrencilerin sorularını yanıtlayarak, akıllarda bilimin keyifli yolculuğunun bırakacağı izler ve günü renklendiren küçük sürprizlerle öğrencileri uğurladı.
Liseler Müdürü Uğur Topuz sistemli çalışmanın getirilerinden bahsederek girecekleri sınavda öğrencilere başarılar diledi.
ASLI ÖZEN İSTANBUL GALERİ İDİL’DE SERGİ AÇACAK
SANKO SANAT GALERİSİ SEÇİCİ KURUL ÜYESİ ÖZEN, 24 OCAK’TA “TUTKU” İSİMLİ SERGİ AÇACAK
SANKO Sanat Galerisi Seçici Kurul Üyesi Aslı Özen, İstanbul Galeri İdil’de, 24 Ocak’ta “Tutku” isimli sergi açacak.
Trabzon 1956 doğumlu olan sanatçı, Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Resim Bölümünü bitirdi. Devlet okullarındaki görevinden emekli olduktan sonra, SANKO Okulları’nda 17 yıl resim öğretmenliği yaptı.
Sanatçı, 2004 yılından itibaren SANKO Sanat Galerisi Seçici Kurul Üyeliğini ve küratörlüğünü yürütmektedir.
Sosyal içerikli figüratif konuları, mekan figür bağlantısı kurarak çalışan sanatçı, yöresel doku olan keşan ve peştamalı evrensel kaygılar içerisinde sanatsal ögeler kullanarak ifade etmektedir.
1’inci ve 2’inci Uluslararası Gaziantep Ressamlar Buluşması'nın koordinatörlüğünü üstlenen sanatçı, 22 kişisel sergi açmış olup, 100’den fazla karma sergi, ulusal ve uluslararası çalıştay, sanat festivali ve birçok sanat fuarına katılmıştır.
Çorum Müzesi, Girne Amerikan Üniversitesi, Datça (UKKSA) Uluslararası Kinitos Kültür Sanat Akademisi Çalıştayı, Uluslararası Çoruh Plastik Sanatlar Çalıştayı, Uluslararası Ferko Art Sanat Sempozyumu, Uluslararası Bulgaristan Velingrat Çalıştayı, Eskişehir Tepebaşı Belediyesi Çalıştayı, Konya Karatay Üniversitesi Uluslararası Sanat Çalıştayı, Trabzon Uluslararası Femin Art Çalıştayı, Uluslararası Gaziantep Sanko Sanat Galerisi Çalıştayları koleksiyonlarında, özel galeriler, yurt içi ve yurt dışındaki bir çok koleksiyonerde eserleri bulunan sanayçı, BRHD ve KPSD üyesi olup, 1992 Gaziantep Valiliği Amblem Yarışması 1’incilik ödülü sahibidir.
Aslı Özen’in, Vali Konağı Caddesi No 45 Nişantaşı / İstanbul adresinde bulunan Galeri İdil’de 24 Ocak Çarşamba günü saat 18.30’da açılacak sergisi, 24 Şubat’a kadar gezilebilecek.
SANATÇILARIN DEĞERLENDİRMELERİ
Yerel Tatların Senfonik Anlatımı
Doç. Dr. Kadir Şişginoğlu
Her sanatçı kendi gerçeğini sanatında oluşturmaya çalıştığı dil ile ifade etmeye, güzeli bulmaya çalışır. Bu dil Aslı Özen’de klasik bir kompozisyon kurgusunun kendi bilincinde aracısız oluşturup anlam kazandırdığı post – kübist bir dildir. Figürde başlayarak bazen fonu da kesen geometrik bölüntüler resmine ayrı bir dinamizm kazandırır. Sağlam, iyi gözlenmiş, kimi zaman soyutlanan figürler fon içinde erirler. Uzak bakışlı, vakur, mağrur bir hüzün ile mütevazi bir kahramanlık tavrını sezdiğimiz figürler düzenli bir ritim ve anıtsal bir duruşla senfonik koroya katılırlar.
Aracısız saf ve yalın bir biçim anlayışı, zaman zaman nerede ise tek rengin tonlarına dayanan pastoral bir senfoniye doğru yol alır. Bu senfoni bir süre sonra Ulvi Cemal Erkin’in Karadeniz’in kemençe ritmi ile biten Köçekçelerine dönüşür. Bu senfoni aynı zamanda Anadolu’nun farklı coğrafyalarının, farklı kültürlerinin çağdaş bir düzenle sunulan görsel bir iz düşümüdür. Bünyamin Balamir’in, “İçinde insan yoksa, o sanatın içi boştur” sözü, Aslı Özen’in resminin dayanağı gibidir.
Aslı Özen’de figür anlayışı
Celal Binzet
Aslı Özen baştan beri figürden hareket ederek yöre halkının yaşantısını ve folklorik değerlerini tuvaline taşıyor. Karadeniz insanının hareket ve renk öğeleri altındaki varlığını görsel bir imgeye dönüştürerek resimlerin odak noktasına yerleştirmekte. Bir anlamda folklorik bir hava taşısa da ondan ötede Karadeniz halkoyunlarındaki dinamizmini kendine ana eksen alıyor. Bunu yaparken sahip olduğu anlayış, konuyu ilk anlamında soyutlayarak hareketi resimsel bir öğeye dönüştürmekten başkası değil.
Kısacası, yerelleşme endişesinin uzağında kendi yolunu bulmuş. Onun tuvalinde keskin çizgilerle kurgulanmış bir düzenlemenin varlığı söz konusu. Bu arada unutulmaması gereken bir diğer nokta, figürlerde görülen yerellik kokusu ancak böylesine ayrıştırılmış bir özellik iliştirilmiş olsa bile onların kimliklerinden sıyrılarak anonimleştirildiği dikkatlerden kaçmıyor değil. Zor olanı da bu yöntem. Sonuçta sanatçı başından beri kararlılıkla sürdürdüğü bu biçem doğrultusunda yerellikten hareketle evrensel bir anlatım dilinin peşinde olduğunu kanıtlıyor.