KURUMLAR VE KENTLER DÜNÜNÜ ÖNEMSEMİYOR
Eski İçişleri Bakanı, TBMM Başkanı, ANAP Genel Başkanı ve Başbakan Yıldırım Akbulut, 1989-1991 yılları arasında Başbakanlığı döneminde Gaziantep'i ziyaret etmişti. Dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Celal Doğan, farklı siyasi görüşlerden olmalarına rağmen kendisini büyük bir içtenlikle karşılamış, Büyükşehir Belediye Meclisi'nin kararıyla verilen Fahri Hemşehrilik Beratını takdim etmişti.
Bu karar yalnızca Gaziantep'te değil, ülke genelinde de takdir toplamıştı. Celal Doğan'ın o gün yaptığı ve özü hâlâ hafızamda olan değerlendirme ise dikkat çekiciydi:
"Erzincan'dan çıkmış bir avukatın Başbakan olması bazı çevreleri rahatsız etti. Bir dönem Hal Müdürlüğü yaptığı için küçümsenmek amacıyla 'Hal Müdürü' denilen Yıldırım Bey, tam bir Anadolu insanıdır. Eleştirenlerin bildiği yöntemleri bilmediği için fıkralara konu ediliyor."
Yıldırım Akbulut, 14 Nisan 2021'de aramızdan ayrıldı. Allah rahmet eylesin.
Vefatının ardından, o dönemin belediye meclis üyelerinin ya da en azından o yılları yaşayan yerel basın mensuplarının bu anlamlı kararı hatırlatacağını düşündüm. Olmadı. Oysa belediye kayıtlarında yer aldığına inandığım fahri hemşehrilik kararının da kamuoyuna yeniden taşınmasını beklerdim.
Asıl üzüldüğüm, Yıldırım Akbulut'un fahri hemşehriliğinin hatırlatılmamasından çok, kurumların ve kentlerin hafızalarını giderek kaybetmesidir.
Geçmişle gelecek arasında köprü kuran insanlar yeterince değer görmüyor. Kurumsal birikim kayıt altına alınmıyor, alınsa bile yaşatılmıyor. Bilginin ömrü neredeyse bir güne inmiş durumda.
Oysa kurumlar ve kentler, dünün tecrübelerinin süzülmesiyle oluşan kurumsal hafızaları sayesinde geleceğe güvenle yürür. Ne var ki birçok yönetici, kurumsal hafızayı kendi görev süresiyle başlatıyor; öncesini ya önemsemiyor ya da görünmez kılıyor.
Oysa güçlü kurumlar, güçlü hafızalar üzerine inşa edilir.
Kurumların ve kentlerin geleceğe bırakacağı en değerli miras; binaları değil, korunmuş ve yaşatılmış kurumsal hafızalarıdır. Bu nedenle geçmişe ait bilgi ve belgelerin sistemli biçimde kayıt altına alınması, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması artık bir tercih değil, bir sorumluluktur.
Cengiz Halil ÇİÇEK