İLGİSİZLİK KADERİ Mİ?

Kentin kuruluş mücadelesine sahne olan, bin bir hatırayı ve isimi bünyesinde barındıran, buram buram tarihi kokan Maraş Kalesi, yalnızları oynuyor.

Bakımsızlık, ilgisizlik, yalnızlık sanki kaderi imiş gibi. Bir dönemler içerisinde sosyal ve kültürel etkinliklerin düzenlendiği, yazlık sineması, güreş alanı da bulunan, kent insanlarının yegâne gezi ve dinlenme mekânı olan Maraş Kalesi, bakıma ve ilgiye muhtaç. Meslektaşlarımızla gezerken ilkin müze çarpıyor gözümüze. Mesai saati değil. Zaten mesai saati olmadığı için kapalı. Oysa dışarıdan gelenler, müzeyi gezmek istiyorlar. Minyatür Kurtuluş Müzesi kapalı olduğu için, ziyaret etmek isteyenlerin hevesi kursağında kalıyor. Sadece oturup çay içip, sonra Kale'yi terk etmek zorunda kalıyorlar. İşletmesi Akbel'e ait büfe dışında bir şey yok. Sosyal, kültürel ve toplumsal etkinliklerle dolu olması beklenirken, sadece genç âşıkların birbirlerine gülücükler saçtığı, el-ele tutuştuğu mekân olmaktan kurtulamadı. Gezerken dikkatimizden kaçmıyor, burçtaki bayrak minnacık. İnanıyoruz ki şehirden zar zor gözüküyordur. O kadar yani. Kurtuluş savaşının meşalesini yakan Kale'nin bayrağı şanına yakışır olmalı diye düşünürken, gözümüze bu kez Kale'nin tarihçesinin yazıldığı bakır levha ilişiyor. Artık silinmiş, pek okunur halde değil. Dikkat ediyoruz, bilgi edinmek, öğrenmek isteyen insanlar okumakta zorluk çekiyor. Surları oluşturan kaya taşları yer yer yarılmış, duvarlarda çatlama var. Yani tehlike geliyorum derken, acaba ilgililer gidip de bir gezme, görme fırsatı buldular mı?